<

Anasayfa

Sohbet

Üyelerimiz

İletişim


Subject İnformation
Author Arzu Replies 33
Share Views 4871
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kimya
#11
Kimyada Şifreleme

ilk basta calisacagimiz sistemler hep klasik sistemler olacak ve blok
uzunlugumuz 1 olacak. yani fonksiyonumuza soktugumuz harf gruplari birer birer
olacak.

sifreleme algoritmamiz F(x,k) diye gosterilecek. bu x' harf blogunu k anahtari
ile isleme sokuyoruz demek olacak. desifre icin o k anahtarinin tersini
alacagiz, ve onu da F(x,k' gibi (bu döküman spymastersnake.org malıdır)gosterecegiz, yani algoritma ayni sifreleme ve
desifre anahtarlarimiz farkli olacak. anahtar belliyse,ne dendigi anlasilacak
gibiyse F(x) diye de gosterebiliriz fonksiyonu/algoritmayi, gorunce sasirmayin.

ilk ornekte anlayabilecegiz bunu. simdilik aklima bunlar geliyor. dogruyu
soylemek gerekirse dun gece yarisindan sonra cok guzel bir yazi yazmistim,
oldukca da ayrintili ve uzundu, ama bir hata sonucu silindi yazi , simdikini de
elimden geldigince aceleye getirmemeye calisiyorum...

unutmadan bir aciklama daha yapalim. bizim sifreleme isleminde geri donmek
onemli, yoksa bir ise yaramayacak bu degil mi?, o zaman bu fonksiyon'un tersi
olmali. lise 1 matematiginden hatirlarsak bir fonksiyonun tersinin olmasi 1-1 ve
orten olmasina baglidir. aslinda orten olmamasi burada sifreleyip metni gizlemek
isteyen icin iyi bir koruma, dusmanin isini zorlastirir (NIYE? hadi calistirin
saksilari). ama biz bu kadar detaya ilk basta girmeyecegiz, ve acik metin
uzayimiz ve sifreli metin uzayimiz 1-1 ve orten olacak.
yani alfabelerimizin kumelerini dusunecek olursak:
bizim acik metindeki alfabelerimizin kumesi kararlastirdigimiz gibi burada 26
harf var. ve bu uzaydan/kumeden fonksiyon bizi yine 26 harflik bir uzaya/kumeye
goturecek ve o da 26 harf olacak.

eskiden bahsetmistik, sistemler 2 turlu oluyor, stream ciphers ve block
ciphers... stream in turkcesini bulamadim, kusura bakmayin. guzel tam bir
karsilik bulamadim. anlami mesajimizi en kucuk parcalar halinde sifreliyoruz ,
tek tek... blok'ta ise adi uzerinde, mesajimizi blok blok alip fonksiyona
sokuyoruz. dedigim gibi ilk baslarda hep stream ciphers olarak calisacagiz. bu
bir nevi blok uzunlugu 1 olan block cipher 'da diyebiliriz. byte byte (yada bit
bit) calisila bilir. yani text sifreleyecegimiz icin bizim en kucuk bilgi
birimimiz bir karakter olacak stream ciphers'imizda.

daha oncede soylemistik, benim tembelligim yuzunden , kullanacagimiz alfabe
ingiliz alfabesi olacak. turkce klavye kullanamiyorum. ... yani A-Z arasi 26
harfe sirasiyla 0-25 arasi sayilar ile eslestirecegiz. boylece fonksiyonlara
harfleri sokunca islem yapabilecegiz. ve buyuk harfleri kullanacagiz. noktalama
isaretleri ve rakamlar olmayacak, bosluk ta olmayacak. boylece 26 ingiliz
alfabesini kullanacagiz. metinleri bu forma sokacagiz. (bu islemin adi ENCODE
dur), sifrelemeden once metni uygun hale sokariz bizim fonksiyonumuzun
gerektirdigi gibi...

ve kolay anlasilsin diye encode(bu döküman spymastersnake.org malıdır) ederken metinleri 5'li bloklar halinde
yazacagiz... mesela acik metin soyle olsun: "selam herkese,bu ilk ve 1. encode
ornegimiz!" ve bunun encode edilmis hali : "SELAM HERKE SEBUI LKVEE NCODE ORNEG
IMIZ" olacak...

ve ilk gorecegimiz klasik sistemler hep monoalfabetik olacak. bunun anlami,
bizim elimizdeki alfabede her harf BIR VE TEK harf ile eslesecek. yani A harfi
D'ye gidiyorsa HER ZAMAN d'ye gidecek. bu degismeyecek.

bu monoalfabetik sistemlerde yeni bir alfabe kurulur. mesela, ilk ornegimizde
gorecegimiz gibi biz harfleri 3 kaydiracagiz diyecegiz. yeni alfabemiz belli
olacak bu sekilde.

ilk basta gorecegimiz 3 sistem olacak.
1) kaydirilmis alfabeli sifreleme
2) atlamali alfabeli sifreleme
3) afin alfabeli sifreleme (1-2 nin karisimi)

basliyoruz:

Kaydirilmis Alfabeli Sifreleme:
===============================

burada fonksiyonumuz F(x,k)=x+k seklinde olacak.
yani fonksiyona soktugumuz x harfini k kadar kaydiracagiz.
mesela k=3 icin A harfi bize D 'yi verecek.
F(A,3)=A+3=0+3=3=D olacak...
burada bir sorunla karsilasiyoruz, peki Y'yi 3 kaydirinca nolucek?, o da basit,
harf uzayimiz 0-25 arasi, yani 25'ten buyuk bir sayinin bizde karsiligi yok. en
yapicaz? bu sorunu da mod26 diyerek hallediyoruz. yani Y'yi 3 harf kaydirirsak
Z'den sonra ba$a A'ya donuyoruz...
o zaman, meger fonksiyonumuz
F(x,k)=x+k mod26 diyoruz

hadi bir ornek verelim:
anahtarimiz 3 olsun (sezar'a itafen, o bunu kullanmis, o yuzden sezar sifresi de
denir bu yonteme)... ve b(bu döküman spymastersnake.org malıdır)u 3 anahtarini yalniz ben ve konusacagim kisi biliyor,
baskasi bilmiyor.
o zaman fonksiyonumuz F(x,3)=x+3 mod26 oluyor. (yani harfleri 3 kaydirmak)...

o zaman A harfi F(A,3)=0+3=3=D mod26 oluyor,
ve B de, F(B,3)=F(01,3)=01+3=4=E mod26 oluyor.
bu sekilde F(Y,3)=F(24,3)=24+3=27=1=B mod26 oluyor.

o zaman butun alfabemiz:
ABCDE FGHIJ KLMNO PQRST UVWXY Z iken su hali aliyor:
DEFGH IJKLM NOPQR STUVW XYZAB C

hadi ornek olsun diye bir sifreli metin yazayim:

----------------------------------------
sistem:kaydirmali alfabe. F(x,k)=x+k mod26
harf uzayi: A-Z , 26 harf ingiliz alfabesi
sifreli metin:
MFTWV DTQCP WPXPO PYPXP XPEYT XTKVZ WLJRP WDTYS LJTCW TFRFC WFZWD FYGTO TGTOT
GTOTO LGTOT
----------------------------------------

anahtari soylemiyorum siz bulursunuz, ilk bulan da acik metni yazar buraya

bunun icin neler yapabiliriz? , frekans analizi yapmak icin oldukca kisa bir
metin. yani harflerin sIkliklari ile calisamayacagiz. aslinda manasida yok,
cunku harf uzayimiz sadece 26 harf, yani anahtarimiz k'de 0 ve 25 arasinda
olabilir. onlari denemek cok daha kolay.
anahtar uzayimiz 2^5=32 den kucuk. yani bu sistemin anahtar uzayi 5 bitlik bile
degil.

k=3 bizim sifreleme anahtarimiz. o zaman bizim desifre icin anahtarimiz ne? k=-3
tabiki... yani desifre icin algoritmamiz F(x,-3)=x+(-3) mod 26 olacak. cok kolay
anlasiliyordur eminim, bu sefer diger yonde 3 kaydiracagiz alfabeyi.

bir diger sistem ise biraz daha farkli.

Atlamali alfabe sistemleri:
===================
bu sistemde ise alfabemiz kaydirilarak degil anahtarimiz ile carpilarak elde
edilecek. yani
F(x,k)=kx mod26 olacak.

burada biraz lise1 cebir bilgimizi yoklamamiz lazim. burada ne zaman bu
fonksiyonun tersi olur?. sifreleyecegimiz harfe x, sifrelenmis karsiligina y
diyelim. o zaman kx=y mod26 oluyor,
biz y'yi biliyorken x'e nasil ulasiriz?
x=y/k mod26 olur. yani k'nin mod26'da tersinin olmasi lazim. hmm, bu durumda ne
yapacagiz? ne zaman tersi olur. lise1 cebir derki
(bu döküman spymastersnake.org malıdır)
a'nin modn de tersi: b sayisi a nin tersi ise a*b=1 modn olmali.

******ONEMLI:
yani a ve n aralarinda asal degilse, yani OBEB(gcd)'si 1 degilse o zaman bu
sistemde geri donus olmayacaktir. cunku sayet anahtarimiz 2 olsaydi, A=0 bizi
F(A,2)=0*2=0=A verecekti, ve bunun yaninda 13 numarali harf N 'de bizi
F(N,2)=F(13,2)=13.2=26=0=A mod26 yi verecektir bize. yani sifreli metinde A
gordugumuzde bunun acik metinde asil kaynaginin N'den mi gelme yoksa A'dan mi
gelme oldugunu anlayamayacagiz... iste fonksiyonumuzun 1-1 olmasi bunun icin
onemli, tersinin olabilmesi icin.

bu olayi da k ve n nin OBEB'ini alarak hallediyoruz.
(k,n)=1 olan butun k anahtarlarinin tersi olacaktir...

eh, bu ne zarar sagladi bize?, saldiracak kisi butun anahtarlari denemek zorunda
degil, cunku biliyorki k=2 ve diger n ile aralarinda asal olmayan k anahtarlari
gecersiz. kullanilamaz. iste size en en en en basit kriptoanaliz. brute force
ile 26 harf denemeden hallediyoruz. (tabiki 26 harf denesek bile sorun degildi,
ama anahtar uzayimizin 26 degilde
345890273459872340587234098572304985723409587234 oldugu bir durumu dusunurseniz
o zaman bu tip saldirilar onemli olur...
(bu döküman spymastersnake.org malıdır)
bunun icin deneme metni veriyorum sifreli metin olarak, bunu da reply
edebilrisiniz ilk cozen sizseniz

-------
sistem:atlamali sistem F(x,k)=k*x mod26
alfabe uzayi: 26 harf ingiliz alfabesi A-Z
sifreli metin:
AVZQU WADAK WADAK QJIVJ IYIWI PAKJQ WCVOL UCNOL CVJAK QWCVM QPQMI JIPQJ QVYCV
AJQNQ LQPCL YAWQN
-------

kullanabilecegimiz anahtarlar hangisi?, artik k icin 0-25 arasi kullanamiyoruz.
mod26 icin, 26 ile aralarinda asal olan sayilar hangileri? 26=2.13, yani 2 ve 13
'e bolunmeyen her sayi 26 ile arasinda asal di mi?

BU SORUNU NASIL HALLEDERIZ?
peki bu 26 harfin hepsini kullanamayarak zarar ediyoruz. bunu nasil asariz...
sayet harf uzayimizin sayisi ASAL olursa, ondan kucuk butun sayilar bunu
bolemeyecektir, di mi?yani bir baska degisle aralarinda asal olacaklardir.
hmm, 26'ya yakin bir asal sayi buluruz. mesela 29, ve harf uzayimiz 29 harf
yapariz. ilk 26 si belli , A-Z... buna 3'de isaret ekleriz, toplam harf uzayimiz
29 olur o zaman.
mesela :
A-Z = 0-25 yapariz ilk bastaki gibi ve bu alfabeye +,-,= ekleriz. + =26, - =27
ve = =28 olsun. ne oldu artik elimizde kullanacagimiz 29 harf var, o zaman
mod29'da calisiriz artik F fonksiyonu icin. artik bu isaretleri de
kullanabilecegiz...

ve bunun guzel tarafi, 29 asal bir sayi oldugu icin kendisinden kucuk hicbir
sayiyla ortak boleni (OBEB) yoktur. yani yukaridaki aciklamaya gore 1-28 arasi
butun sayilari k anahtari olarak kullanabiliriz, cunku (k,29)=1 butun 0<k<29 lar
icin...

bununla da siz calisirsiniz artik.

bir sonraki yazida da bu iki sistemin karisimi olan afin sistemlere girmek
istiyorum. bu atlamaliyi anladiktan sonra o cok da zor degil. aralarinda asal
olmasi konusuna bakin. ve bir sayinin tersinin ne anlama geldigini (belli bir
modda) anlamaya calisin. tanimi bir kez daha veriyorum.
b sayisi modn'de a'nin tersi olsun. o zaman sunu saglamak zorunda a*b=1 modn
.... ornek: 3 ve 5 sayisi mod 14'te birbirlerinin tersidir.... 3*5=15=1 mod14.
ok? ama 2 nin mod14'te tersi yoktur. 2*a=1 mod14 hicbir sayida olmaz.
DIKKAT: (3,14)=1 ama (2,14)=2 ... di mi?... (a,b) nin anlami OBEB(a,b) idi,
hatirlarsiniz...

yorumlar, oneriler ve deneme sifreli-metinlerine cevaplari bekliyorum ... bu
sekilde olmasi hosunuza gidiyor mu? takip eden arkadaslar yorum yaparlarsa benim
isim cok daha kolay olur, hemde verimli olmus oluruz...

NOT: Ozellikle programcilikla ugrasan arkadaslarla beraber birseyler
yapabiliriz... buraya kadar olan kisim icin kalem kagit yeterli, ama sonrasinda
programcilikla ugrasan arkadaslar daha zevk alacaktir, eminim...
Cevapla
#12
Gaz yasaları

Boyle Kanunu: İngiliz bilgini R. Boyle sabit sıcaklıktaki bir gazın hacimini, değişik basınçlarda ölçmüştür. Sabit sıcaklıta bir gazın hacmi ile basıncının çarpımı sabittir. P*V=K P1*V1=P2*V2=……..=K Alıştırmalar: Bir gazın hacmi, 20 C de ve 1 atm. Bsınç altında 10 lt. olsun aynı sıcaklıkta ve 2 atm. basınç altında ölçü yapılsaydı bu gazın hacmi ne olurdu? Çözüm: Madem ki basınç iki kat artmıştır, boyle kanununa göre hacim de yarıya inmelidir. P1*V1=P2*V2 bağıntısına göre P1= 1atm. P2= 2 atm. V1= 10 litre V2= ? V2=V1 P1/P2= 10 lt. 1atm/2atm=5litre Gay – Lussac ve Charles Kanunları Boyle yaptığı denemelerde sıcaklığı sabit tutup basınçla hacim arasındaki değişmeleri incelemişti. Şimdi de sabit basınç altında sıcaklığı değiştirdiğimiz zaman hacimde nasıl bir değişiklik olur, onu inceleyelim. Bu denemeyi ilk defa Fransız bilgini Charles yapmış ve sabit basınçta, bir gazın hacminin sıcaklığın 0 C tan 1 C a yükselmesiyle , 0 C taki hacminin 1/273 ü kadar arttığını görmüştür. Gazın sıfır derecedeki hacmini Vt ve t derecedeki hacmini Vi ile gösterirsek Vt=V0 + V0 1/273 t Katı ve sıvılarda ise ve genleşme katsayıları aynı değildir ve maddenin cinsine bağlıdır. Cahrles kanununu şu şekilde tanımlayabiliriz : Sabit basınçta bir gazın hacmi mutlak sıcaklıkla dopru orantılıdır veya matematik olarak ; V= KT (Burada V hacmi ,T mutlak değeri, K da bir sabiti göstermektedir.) V1/V2=T1/T2 Bu bağıntı ilk defa yine bir Fransız bilgini olan Gay-Lussac tarafından bulunmuştur ve Gay-Lussac kanunu olarak anılmıştır. Alıştırma: Bir gaz 27 C de ve bir atm. 600 ml. Gelmektedir.bu gazın 0 C de ve 1 atm. de hacmi ne olur. ? Çözüm: Gazın sıcaklığı düştüğü göre , hacmi de mutlak sıcaklıkta orantılı olarak azalacaktır. Önce sıcaklıkları mutlak sıcaklık cinsinden yazalım. T1= 27+273=300 K T2= 0+273 =273 K V1/V2=T1/T2 = 600/V2=300/273 buradan V2=546 bulunur; Beklendiği gibi, genel gaz denkleminde sıcaklığı sabit tutarsak Boyle, basıncı sabit tutarsak Charles , hacmi sabit tutarsak Gay-Lusssac kanunlarını elde ederiz. Boyle kanunu gazların hacimlerinin basınçla büyük ölçüde değiştirilebileceğini belirtmektedir. Katı ve sıvılarda ise hacmin basınçla değişmesi önemsemeyecek kadar küçüktür. Charles kanunu, bütün gazların genleşme katsayılarını birbirinin aynı olması özelliği ile ilgilidir. Katı ve sıvılarda ise sıvılarda ise genleşme katsayısı hem çok küçük hemde her madde için aynı değildir. Gay Lussac kanunu hacmi sabit tutulan bir gazın sıcaklığı arttırıldığında basıncınında artacağını belirtmektedir.gazların genleşme katsayısı ile basınçlarının artma katsayısı birbirinin aynı ve 0 C deki hacim ve basınç değerinin 1/273 dür. Gazlara ait bir önemli gözlemde birbiri içine büyük bir hızla yayılabilmeleridir. Gazların bu özellikleri nasıl açıklanabilir? Sıkıştırılabilmeleri özelliği bizi, gaz molekülleri arasındaki boşluğun moleküllerin kendi hacimlerinden çok daha büyük olduğu varsayımına götürmektedir.katı ve sıvılar basınçla çok az sıkıştırılabildiğine göre moleküller arasındaki boşluklar çok azdır. Dikkat edecek olursak bu varsayımla moleküllerin kendilerinin sıkıştırılamıyacağını kabul etmiş oluyoruz. Gazlar ayrıca sıvı ve katıların aksine konuldukları kapların her tarfına yayılırlar. Gaz molekülleri arasında büyük boşluklar olduğuna ve her tarafa doğru yayıldıklarına göre boşlukta asılı olarak nsıl kalabilirler. Bu güçlüğü gaz moleküllerinin devamlı olarak hareket halinde olduklarını kabul etmekle giderebiliriz. Gazların kineitk teorisi gazların davranışlarını açıklayabilmek için kurulmuş böyle bir modeldir
Cevapla
#13
Birleşik formüller

Çocukluktan başlayarak yaşamımızda diğer insanlarla kurduğumuz iletişimle çevremizdeki maddelerin isimlerini de öğrenmeye başlarız.Bizlere çeşitli görevler verildiği zaman diğer insanlarla olan iletişimimiz artar. Bu iletişim sırasında konuşmayı ve kullandığımız dili geliştirmeye devam ederiz. Okula başlamamızla birlikte konuşma dilinden farklı olarak diğer dilleri öğrenmeye başlarız. Örneğin; yazı dili, matematik dili, bilgisayar dili gibi. Bu dillerin kullanımı bizler için her geçen yıl biraz daha zorlaşmaktadır. İnsanlar bu dillerin kullanımını kolaylaştırmak için bazı yöntemler geliştirmiştir. Bunlardan biri de yazı dilinde kullanılan kısaltmalardır. Örneğin; Türkiye Büyük Millet Meclisi yerine TBMM, Türk lirası yerine TL bunlardan bazılarıdır. Bilim adamları da elementleri ifade ederken bazı elementler için çeşitli dillerdeki(Latince, yunanca, vb…) adlarının, bazıları için bulundukları yer yada bulan kişinin adlarının kısaltmalarını kullanırlar. Örneğin; potasyum metali “K’’ şeklinde gösterlir. Potasyum metalinin Latince ismi kalium’dur . Doğada bulunan bütün elementlerin isimlerinin kısaltmaları her element için sembol haline gelmiştir. Her bir elementin kendisine ait bir sembolü vardır. Doğada bugün bilinen 11 milyona yakın bileşik vardır. Bütün bileşiklerin belirli bir formülü vardır. Bilim adamları bileşiklerin sayısının çok fazla olması nedeniyle bileşikleri sınıflandırmışlardır.Örneğin; hayvanlar denildiği zaman aklımıza milyonlarca hayvan gelir. Bütün bu hayvanların birlikte incelenmesi çok zor olduğu için, araştırmacılar hayvanları benzer özelliklerinden yola çıkarak sürüngenler, balıklar, kuşlar, kurbağalar, memeliler gibi sınıflara ayırmışlardır.Böylece araştırmacılar da bölünerek kuşları, sürüngenleri, memelileri incelemeye başlamıştır. Bu sınıflandırmalar araştırmacılara büyük zaman kazançları ve incelediği canlılar hakkında daha çok bilgi sahibi olmalarını sağlamıştır. Kimyacılar da bileşikleri organik bileşikler ve inorganik bileşikler olarak ilk önce iki sınıfa ayırmışlardır. Organik bileşikler kovalent bağlı, yapısında karbon( C ) bulunduran büyük moleküllü bileşiklerdir. Karbon elementi hidrojen hariç diğer elementlere göre çok çeşitli bileşikler yapar. Karbon elementi büyük moleküllü bileşiklerin yanı sıra küçük moleküllü bileşikler de yapar. Bu küçük moleküllü bileşikler ve diğer bütün bileşikler inorganik bileşikler sınıfına girer. Örneğin şeker( C6H12O6),kolonyalarda kullanılan etil alkol(C2H5OH) büyük moleküllü organik bileşiklerdir. Karbon dioksit(CO2), karbon monooksit(CO), karbon sülfür(CS2), su(H2O),amonyak(NH3),sodyum klorür(NaCl) gibi bileşikler inorganik bileşiklerdir. Organik bileşiklerle ilgili ayrıntılı bilgileri 3. sınıfta öğreneceksiniz. İNORGANİK BİLEŞİKLER İnorganik bileşikler de ilk önce kendi içinde iki sınıfa ayrılmıştır. Bunlardan biri iki elementten oluşan bileşikler diğeri ise üç veya daha fazla elementten oluşan bileşiklerdir. 1) İki Elementten Oluşan Bileşikler a) Metallerin ametallerle oluşturduğu bileşikler b) Ametallerin ametallerle oluşturduğu bileşikler olmak üzere ikiye ayrılır. Elementlerin bileşik oluşturması kimyasal bir olaydır. Metaller ametallerle bileşik oluştururken elektron alış verişi gerçekleşir. Elementler elektron alış verişini neden yapar? Bir elementin tüm özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşına atom denir. Atom çekirdek ve çekirdeğin çevresindeki enerji katmanlarında bulunan negatif yüklü(-) elektronlardan oluşur. Atom çekirdeğinin içerisinde protonlar ve nötronlar bulunur. Protonlar pozitif yüklü(+), nötronlar yüksüzdür. Çekirdeğin çevresinde dolanan negatif yüklü elektronlar pozitif yüklü protonlar tarafından çekilir. Bir atomun iç katmanında bulunan elektronlar atom çekirdeğine daha yakın olduklarından çekirdek tarafından kuvvetle çekilirler. En dış katmandaki elektronlar ise, iç katmandaki elektronlara göre daha zayıf kuvvetle çekilir.
Cevapla
#14
ısı alışverişi

Sıcaklıkları farklı iki cisim birbiriyle temas ettiğinde, ısı alışverişinde bulunurlar. Örneğin sıcak bir cismi soğuk suya atarsanız; cisim soğurken, su biraz ısınır. Isı enerjisi sıcak cisimden soğuk cisme akmıştır. Isı alışverişi cisimler aynı sıcaklığa gelince biter. Bu sıcaklığa denge sıcaklığı denir. Isıca yalıtılmış bir ortamda Sıcak cismin verdiği ısı enerjisi soğuk cismin aldığı ısı enerjisine eşit olmalıdır. Bu ilkeyle denge sıcaklığı hesaplanabilir. Örneğin 70 0C sıcaklıktaki suya 30 0C sıcaklıkta bir metal atılırsa, ıcak su soğuk metali biraz ısıtırken kendisi soğur ve arada bir sıcaklıkta buluşurlar. Yani su ve metalin son sıcaklıkları 30 ve 70 0C arasında olur. Peki tam olarak kaç derece olur? Bunun hesaplanabilmesi için, suyun verdiği ısı metalin aldığı ısıya eşitlenir.

Qalınan = Qverilen

Alınan enerji Q1 = m.c.Dt = m1.c1.(t-t1) Verilen enerji: Q2 = m.c.Dt = m2.c2.(t2 - t)

Bu ısılar birbirine eşitlendiğinde, t değeri yani son sıcaklık bulunur.

m1.c1.(t-t1) = m2.c2.(t2 - t)
Cevapla
#15
Madde

Maddelerin Ortak Özellikleri:
Kütle: değişmeyen madde miktarıdır. Birimi kg veya gr’dır.
Hacim: boşlukta kapladığı yerdir. Birimi cm3 veya m3 tür.
Eylemsizlik: Maddenin bulunduğu durumu koruma isteğidir.

Maddelerin Ayırt Edici Özellikleri:
1-Özkütle: bir cm3 ‘lük bölgeye düşen madde miktarıdır. Birimi gr/cm3
2- Erime noktası
3- Kaynama noktası
4-Esneklik katsayısı
5-Öz ısı
6-Uzama katsayısı

Maddenin Halleri:
1- Katı: Molekülleri birbirine çok yakındır. Sabit şekilleri ve de hacimleri vardır.
2-Sıvı: Moleküller birbirinden biraz uzaktır. Akışkandır.Sabit hacimleri var, şekilleri yoktur.
3- Gaz: Moleküller birbirinden çok uzaktır. Akışkandır. Sabit şekli ve hacmi yoktur.

Madde Türleri:
Saf Maddeler
Saf Olmayan Maddeler(Karışımlar)

1-Saf Maddeler: İki gruba ayrılır: a) Elementler: Aynı tip atomlardan oluşur. b) Bileşikler: Aynı ya da farklı tip elementlerden oluşur.Aynı tip elementler oluşanlara element molekülü; örnek: Hidrojen gazı, oksijen gazı, farklı tiplerden oluşana bileşik molekülü denir.Örnek: Karbondioksit gazı,su.
2-Saf Olmayan Maddeler: a) homojen karışımlar b) heterojen karışımlar
a) Homojen karışımlar: Karışan maddeler karışım içinde ayrı ayrı gözükmezler.Örnek: Tuzlu su, şekerli su.
b) Heterojen karışımlar: Karışan maddeler karışım içinde ayrı ayrı gözükebilirler. Örnek: Kumlu su, tebeşir tozu su.

Ayrıştırma teknikleri:
1-Eleme: Elek kullanılır. Örnek: Un-pirinç.Büyüklük farkı esas alınır.
2- Süzme: Süzgeç kullanılır. Örnek: Tebeşir tozu veya demir tozu su karışımı. Su süzgeçten geçer diğerleri süzgece takılır kalır.
3- Dinlendirme:Kum su karışımını dinlendirirsek kum dibe çöker su üstte kalır.
4- Yüzdürme: Talaş su karışımını bekletirsek talaş parçaları suyun üzerinde yüzerek ayrılacaktır.
5- Damıtma: alkol su karışımını ısıttığımızda alkol 78 derecede su 100 derecede kaynadığı için önce kaynayan alkol buharı soğuk bir yerden geçirilerek sıvı alkole dönüşür ve sudan ayrışır.
6- Buharlaştırma: tuzlu suyu ısıtınca su buharlaşıp geriye tuz kalır.
7-Çözme kristallendirme: Tuzu ve şekeri suyla çözüp bekletirsek bir süre sonra su buharlaşacaktır ve de geriye tuz ve şeker kristalleri kalacaktır.



Atomun yapısı
Thompson Modeli: bu bilim adamına göre atom bir çekirdeği olan bu çekirdekte eşit sayıda proton ve elektronu olan ve bunların hareketsiz olduğu bir yapıdır. Bu yüzden bu yapıya üzümlü kek modeli de denir.
Rutherford Modeli: Rutherford altın levha üzerine proton ve elektron gönderince elektronların saptığını protonların sapmadığını gözlemiştir.Buradan da elektronların hareketli parçacıklar olduğunu ispatladı. Ama elektronların enerjilerini kaybedince yokolduklarını düşünmesi hataydı.
Bohr Atom modeli: Günümüz modelinde atom merkezinde çekirdeği olan. Çekirdeğinde proton ve nötronları olan ve çekirdeğin etrafındaki yörüngelerde hareketli elektronları olan bir yapıdır.

KÜTLE NUMARASI VE ATOM NUMARASI
Atom sembolünün sol üst köşesinde yer alan sayı kütle numarasıdır ve de atomun çekirdeğindeki proton ve nötronların toplamıdır.Sağ alt bölümdeki sayı ise atom numarasıdır ve bu sayı nötr bir atom için proton ve elektron sayısını verir.
144X: 14= Kütle no 4= Atom no=proton sayısı=elektron sayısı

İyon: elektron alan ya da veren atoma iyon denir. Atom elektron verirse + alırsa – yükle yüklenmiş olur.
Q= p – e


METALLERİN ÖZELLİKLERİ:
1-Elektron vererek reaksiyona girerler.2- Elektrik ve ısıyı iletirler. 3-Civa hariç doğada katıdırlar. 4-Parlaktırlar. 5- Tel ve levha haline getirilebilirler
AMETALLERİN ÖZELLİKLERİ:
1-Elektron alarak reaksiyona girerler.2- Elektrik ve ısıyı iletmezler. 3-Katı sıvı ve gaz halde bulunurlar. 4-Mattırlar. 5- Tel ve levha haline getirilemezler.

ÖZKÜTLE:
Maddenin bir cm3 lük bölgeye düşen madde miktarına yani kütlesine özkütle denir. Ayırt edici bir özeliktir. Birimi kg/m3 ya da gr/cm3 tür.
ÖZKÜTLE= d
KÜTLE= m
HACİM= V
İse Özkütle= Kütle/Hacim
d=m/v dir.

FİZİKSEL DEĞİŞME VE KİMYASAL DEĞİŞME
Maddenin dış görünüşü ve hallerindeki değişim fiziksel değişimdir. Örnek: kağıdın yırtılması, suyun buharlaşması, buzun erimesi, tebeşirin parçalanması gibi. Fiziksel değişmeye uğrayan madde geri dönüşebilir.
Maddenin iç yapısı ile ilgili değişim kimyasaldır. Kimyasal değişime uğrayan madde tamamen başka bir maddeye dönüşür. Örneğin: Demirin paslanması, kömürün yanması, kağıdın yanması vb gibi.Kimyasal değişime uğrayan maddelerde renk değişimi görülür, gaz çıkışı görülür.Örneğin asiti çinko üzerine damlatırsak çinko renk değiştirir ve de zehirli gaz çıkışı olur.


PERİYODİK CETVEL
Elementlerin artan atom numaralarına göre dizildiği bir yapıdır.Burada elementlerin elektronları yörünge ya da orbital adı verilen kabuklarda bulunur.n yörünge sayısını tanımlamak üzere her kabukta bulunan elektron sayısı= 2n2 olarak ifade edilir.1.kabukta 2 elektron 2. kabukta 8 elektron 3. kabukta 18 elektron ve de 4.kabukta 32 elektron vardır.
Atomun yerini tespit ederken çekirdeği çizeriz ona proton ve nötronları yerleştiririz. Çekirdek etrafına çizilen yörüngeler elektronların yerleştirildiği bölgelerdir. Her bir daire bir periyodu ifade eder. Son periyottaki elektron sayısıda grup nosunu tanımlar.
Cevapla
#16
Iletkenlik

İLETKENLİK

Üzerinden geçen elektrik akımına karşı maddelerin gösterdiği kolaylık iletkenliktir.

Bir madde elektrik akımına karşı ne kadar az direnç gösterirse o kadar iyi iletkendir.

Maddelerdeki elektrik akımı iletkenliği elektronların hareketi ve iyonların hareketi ile ilgilidir.

Elementlerden metaller elektrik akımını iletir, ametaller iletmez.

İyonik bağlı katı kristaller elektrik akımını iletmezler. Bunlar sıvı hâlde ve sulu çözelti hâlinde elektrik akımını iletirler.
Cevapla
#17
termometreler

Bilim adamları suyun kaynama ve donma noktalarını termometre üzerinde farklı sayılara karşılık getirerek, çeşitli ölçekler geliştirmişlerdir. Suyun kaynama ve donma noktasını bulmak kolaydır. Çünkü su erirken veya kaynarken, sıcaklığı değişmez. Termometrenin yükselmediği bu noktalar, termometre üzerinde işaretlenir. İşaretli bu iki nokta farklı sayılara karşılık getirilir. Örneğim Celcius adlı bilim adamı suyun donm noktasına 0, kaynama noktasına 100 santigrad olsun demiş. Diğer bilim adamlarıda şekildeki gibi sayılar geliştirmişler.

Örneğin, Suyun donma noktası 0 santigrad iken, bu sayı 32 fahrenhait a karşılık gelir. Bir çevirme yapmak gerekirse,

0 0C = 0 0R = 32 0F = 273 K veya 100 0C = 80 0R = 212 0F = 373 K

O halde şu çevirmeyi tapabiliriz. 50 0C sıcaklık kaç Reomür ve kaç Fahrenhaittir?

50 0C sıcaklık santigrad ölçeğinde, 0 ile 100 ün tam ortası olur, o halde reomüründe tam ortası olacaktır. Yani 40 0R.
Benzer şekilde Fahrenhait'in de tam ortası olur. Fahrenhait in tam ortası 32 den 180/2=90 bölme ileridedir. Yani 32+90=122 0F
Yanıt: 50 0C = 40 0R = 212 0F


Benzer yolla 25 0C sıcaklığı reomür, fahrenhait, kelvin değerlerine siz çevirin. Hatta formülü bile çıkarabilirsiniz
Cevapla
#18
Asitler

Suda çözündüğünde H+ iyonları veren hidrojenli kimyasal türe ASİT denir. Asitler , en eski çağlardan bu yana tanınan maddelerdir. Sözgelimi , alkol mayalanmasının yanı sıra , asetik mayalanma , yani mikroorganizmaların etkisiyle alkolün sirkeye dönüşmesi daha o dönemlerde biliniyordu. Sirke , bir başka deyişle asetik asit , XIII. yy’a kadar bilinen tek asitti. Günümüzde kimya sanayisinin büyük bir bölümü , az sayıda asidin ( sözgelimi sülfürik, nitrik, asetik ve hidroklorik asitler ) üretimine ya da kullanımına dayanır. Antoine Laurent Lavoisier ( 1743-1794 ) bazı maddelerdeki asit niteliğinin , oksijen ( asit doğrudan anlamına gelir ) kapsamalarından kaynaklandığını düşünüyordu. Ama Sir Humphrey Davy ( 1778-1829 ) hidroklorik asitte oksijen bulunmadığını kanıtlayıp , asit özelliğinin hidrojenin davranışından kaynaklanabileceğini ileri sürdü. 1887’de Svante Arrhenius , asitlerin , bazların ve tuzların sudaki çözeltilerinin elektriksel davranışlarını açıklamak için bir iyon ayrışması kuramı geliştirdi. Elektrolit adını verdiği maddeleri şöyle tanımladı : Erimiş ya da suda çözünmüş bu maddeler , elektriği iletir ve elektrik onları ayrıştırır. Asitler H+ iyonları veren elektrolitlerdir ; bazlarsa tersine , OH- hidroksil iyonlarını oluşturur. Bu , bütün asitlerin , topluca asit işlevini oluşturan bir özellikler kümesi taşıdığını ortaya koyar. H+ iyonu , elektronumu yitirmiş ( e- ) bir hidrojen atomudur. Artı yüklü bu iyonu , anyonlar , özellikle de eksi yüklü hidroksil iyonları çeker. Karşıt yüklü bu iki iyon karşılaştıklarında , çok kararlı bir su molekülü oluşur ( 555 milyon su molekülünden yalnızca biri ayrışır ). Ayrıca su molekülünün oluşumu sırasında , bir litre suyun sıcaklığını 10oC’tan 23,6oC’ta yükseltecek ölçüde ısı açığa çıkar. Bir litre suda bir mol ( 6,02 * 1023 molekül ) hidroklorik asit çözündürülürse , elde edilen çözeltinin 55 su molü içinde bir mol H+ iyonu ve bir mol CI- iyonu yer alır. Bu , güçlü ya da bütünüyle çözünen bir asittir. Ama bir mol asetik asit , ancak bir molün binde 4,2’si kadar H+ iyonu sağlar ; dolayısıyla bu , zayıf ya da bütünüyle çözünmeyen bir asittir. Söz konusu olaylar , bir çözeltide açığa çıkan H+ iyonu sayısının yalın ve kolay bir biçimde dile getirilmesini gerektirir ; bu nedenle pH’yi ( ya da hidrojen potansiyeli ) tanımlama yoluna gidilir. Bir litre çözeltide bulunan H+ iyonunun mol sayısı 10-a ‘yla gösterilirse , a’nın değeri pH’yi verir. Dolayısıyla , litre başına 10-2 mol hidroklorik asit içeren bir çözeltinin pH’si 2’ye eşittir. Gerçekte , H+ iyonu H3O+ ya da H+ (H2O) n hidronyum iyonu biçiminde , bir ya da birçok çözücüye ( yani su molekülüne ) bağlıdır. Bu nedenle renkli ayrıçlar ( gösterge ) katıldığında , asitler H+ iyonlarını onlara verir ve ayraçların yapısında , renginde değişime yol açarlar. Bilinen ilk renkli ayraçlar , helyantin çözeltisi ve turnusoldur. Demir , çinko ve alüminyum gibi bazı metaller , elektronlarını kolayca bırakır. Bir asit eşliğinde , söz konusu elektronlar iyonlarla birleşerek Hidrojen açığa çıkar ve metal , artı yüklü iyon biçiminde çözünür. Bakır , gümüş ve altın gibi metallerse , elektronlarını bırakmadıkları için çözelti halindeki asitlerden etkilenmezler. Gerçi nitrik asidin bakırı etkilediği gözlenir ; ama bu etki , yükseltgen kümesinden [NO3] kaynaklanır ve azot oksit buharları açığa çıkar. Asitler , kireçtaşlarıyla , yani kalsiyum karbonatla tepkimeye girerler : H+ iyonları , Ca2 ve CO32 iyonlarından oluşan billursu yapıyı parçalar ve karbondioksit gazını [CO2] açığa çıkaran bir çözelti oluşur.
Cevapla
#19
GAZLAR Hakkında Bilgiler

Gaz, maddenin üç halinden biridir. Bu haldeyken maddenin yoğunluğu çok az, akışkanlığı ise son derece fazladır. Gaz halindeki maddelerin belirli bir şekli ve hacmi yoktur.

Katı bir madde ısıtıldığı zaman, katı halden sıvı, sıvı halden de gaz haline geçer. Bu duruma faz (safha) değişikliği denir. Sıvıyı meydana getiren tanecikler (atom veya moleküller) birbirlerini çeker. Sıvı ısıtıldığı zaman, tanecikler arasındaki çekim kuvveti yenilir ve tanecikler sıvı fazdan (ortamdan) ayrılarak gaz haline dönüşürler. Gazı meydana getiren tanecikler her yönde hareket edebilir ve bulundukları kabın halini alırlar. Mesela hava bir gaz karışımıdır ve azot, oksijen, çok az miktarda asal gazlar ve karbondioksitten meydana gelmiştir.

Gazlar birbiriyle her oranda karışabilir.Gazların birbiri ile oluşturdukları karışımlar homojendir. Hacimleri, dolayısıyla yoğunlukları basınç ve sıcaklığa tabidir. Genellikle gazın basınç veya sıcaklığının az miktarda değişmesi, gazın hacminde çok büyük değişiklikler meydana getirir. Bütün gazların genişleme ve sıkışma katsayıları aynıdır. Fakat sıvı ve katıların böyle bir özelliği yoktur. Bu yüzdendir ki, gazlar, katı ve sıvılardan daha kolay incelenir. Hareket halindeki gaz moleküllerinin (taneciklerinin), bulunduğu kabın cidarına (duvarına) çarpması sonucu meydana gelen etkiye, gazın basıncı denir. Bir silindir içindeki gaz, piston ile sıkıştırılırsa pistonun geri itildiği, ilk haline döndürülmek istendiği görülür ki, bu yukarıdaki olayın sonucudur. Pistonu ittirmek için yapılan iş, gazın basıncına karşı yapılan iştir. İzole halde yani çevreden yalıtılmış bir gaz, sıkıştırılınca ısınır. Sıkıştırılmış gaz genişletilirse soğur, yani yine bir iş yapar ve gaz moleküllerinin ortalama hızları düşer. Böylece basınç da azalmış olur.

Gazlar hakkındaki mevcut bilgilerin ana kaynakları, hava üzerindeki ilmi çalışmalar, çeşitli gazların keşfi ve ısıyla ilgili araştırmalardır.

Torricelli, hava ile deneyler yaptı ve atmosfer basıncını keşfetti. 1643'te ilk cıva barometresini yaptı. Pascal ise, yüksek yerlerdeki hava basıncının deniz seviyesindekinden daha düşük olduğunu gösterdi. Otto von Guericke de, birbiri ile birleştirilmiş ve içindeki havası boşaltılmış (vakum) iki yarım kürenin birbirinden ayrılması ile ilgili deneyi yaptı. Bu deneyde yarım küreleri birbirinden ayırmak için sekizerden 16 tane at kullanıldı.

GAZLAR

Gazların Özellikleri:Gazların davranışının anlaşılması aynı zamanda modern kimyanın da temel konularından biridir. Avagadro ilkesine göre bir gazın hacmini ölçmek,bu hacimde bulunan molekülleri saymak demektir ki böyle ölçmelerin önemini ne kadar belirtsek azdır. Üstelik endüstride kullanılan element ve bileşiklerin çoğu kullanılma şartlarında gaz halindedir. Gazların pratik ve tarihsel önemi yanında, bunlar üzerinde bu kadar durmamızın bir başka nedeni de vardır. Kimyacının işi yığın halinde bulunan madde ile bunun molekülleri arasında bir bağıntı kurmaktır. Gazların kinetik teorisi, makroskobik olayların , moleküllerin davranışı cinsinden açıklanmasına en güzel örneklerden birini teşkil eder. Gazların,içinde bulundukların kabın çeperlerine çarpan büyük sayıda taneciklerden yapılmış olduğu düşünülerek, matematik işlemlerle Boyle kanunu çıkarılabilir ve sıcaklık kavramı daha iyi anlaşılabilir. Gazların Boyle kanununa niçin tam anlamıyla uymadıklarını, araştırırken, moleküllerin büyüklükleri ve bunların birbiri üzerine etkiyen kuvvetleri konusunda pek çok şey öğrenebiliriz. Böylece maddenin en basit halini incelemek bizi fiziksel bilimlerin en evrensel bazı kavramları ile karşı karşıya bırakır.

Gaz Kanunları

Genel olarak katı,sıvı ya da gaz, herhangi bir maddenin hacmi, sıcaklığına ve üzerine etkiyen basınca bağlıdır. Belli bir miktarda maddenin hacmi ile basınç ve sıcaklık değerleri arasında matematik bir bağıntı vardır; bu matematik bağıntıya hal denklemi denir ve sembolik olarak

V=V(T,P,n)

Şeklinde gösterilir. Bunun anlamı şudur:V sıcaklık, basınç ve maddenin mol sayısının bir fonksiyonudur. Sıvı ve katılar için hal denklemi çok karmaşık bir matematik ifade olabildiği gibi maddeden maddeye de değişebilir. Fakat gazların hal denklemleri, gaz halindeki her çeşit madde için hemen hemen aynı kalır. İleride bu basitliğin gaz moleküllerinin aslında birbirinden bağımsız hareket etmesinden ileri geldiğini, bunun bir sonucu olarak da moleküllerin ayrıntılı yapısının, bir bütün olarak gaz davranışına büyük ölçüde etki etmediğini göreceğiz. Fakat biz şimdilik gazların hal denklemini saptamağa ve ifade etmeğe çalışalım.

Gazlar için bir denklemin saptanması ister istenmez bir gazın içinde bulunduğu kabın çeperlerine yaptığı basıncın, yani yüzey birimine uyguladığı kuvvetin ölçülmesini içerir. Genellikle gaz basıncı, birim yüzeye uygulanan kuvvet cinsinden değil de, atmosfer ya da milimetre cıva birimleriyle ifade edilir. Daha temel bir birim olan yüzey birimine uygulanan kuvvetle atmosfer ve milimetre birimleri arasında bir bağıntı kurabilmek için yalnızca basıncın denel olarak nasıl ölçüldüğünü bilmeliyiz.

Boyle Kanunu

Belirli sıcaklıkta, belirli bir miktar gazın basıncı ile hacmi arasındaki matematiksel bağıntı 1662 de Robert Boyle tarafından bulunmuştu. Boyle, belirli bir miktar gazın hacmi ile basıncının çarpımının yaklaşık olarak sabit kaldığını buldu. Bundan başka basınç sabitken gaz ısıtıldığında hacminin genişlediğinin de farkına vardı; fakat,belki de o zamanlar sıcaklığın henüz kesin bir tanımı yapılmamış olduğundan,bu olayın üzerinde fazla durmadı. Boyle'un sıcaklığın bir gaz üzerindeki nitel etkisi konusundaki gözlemi süphesiz önemliydi,zira basınç-hacim bağıntısıyla ilgili tayinlerin anlamlı olabilmesi için,deney sırasında çevre sıcaklığının sabit tutulması gerektiğini gösteriyor.

Charles ve Gay-Lussac Kanunu

Sabit basınçta bir gazın hacmi ile sıcaklığı arasındaki matematiksel bağıntı Charles, Gay-Lussac Kanunu olarak bilinir ve

V=V0(1+&t)

şeklinde yazılır. Burada ve V sabit basınçta belli miktardaki gazın hacmi, V0 aynı gazın aynı basınç ve 0 C(santigrad) da işgal ettiği hacim, & bütün gazlar için değeri yaklaşık 1/273 olan bir sabit,t ise santigrad cinsinden sıcaklıktır. Bu eşitlik bize bir gazın hacminin,sıcaklığı ile doğrusal olarak arttığını söylemektedir. Bunu denel bir gerçek olarak ifade edebilmek için her şeyden önce sıcaklığın ölçülebileceği bilmemiz gerekir.


Sorular



S: Ozon gazı ne zaman oluşur?

C: Alüminyum kaynağında moleküler oksijeni parçalayan arktan gelen UV ışınları ile yalnız alüminyum oksit değil ayrıca ozon gazı da oluşur. Ozon ayrıca TIG ile yapılan paslanmaz çelik kaynağında da oluşur. Son olarak ozon gazı oksijene dönüştürülür. Bu süreç ozon katalizör işlevi gören sert bir yüzey ile temas ettiğinde hızlanır. Ozon filtrelenemez ancak oksijene dönüştürülebilir.

Düşük ozon konsantrasyonunda partikül filtreli Adflo maske sisteminin kullanılması kaynakçıya ulaşan ozon miktarını azaltır. Şöyle ki partikül filtresi (geniş yüzeyi nedeniyle) ve kaynak başlığına giden solunum tüpü ozonun tekrar oksijene dönüşümünü kolaylaştırır. Daha yüksek konsantrasyonda Adflo maske gaz filtresi ile kullanılırsa ilave edilen geniş karbon granül yüzeyi sayesinde ozon miktarı daha da düşer.

S: Nitrojen gazları nelerdir?

C: Nitrojen dioksit ve nitrik oksit, yüksek elektrik akımı ve yüksek ısıda kaynak yapıldığında oluşan nitrojen gazlarına örnektir. Azotlu gazlar nitrojen ve oksijenin havada tepkimeye uğraması sonucu oluşur; yüksek konsantrasyonda solunması çok tehlikelidir. Örneğin kapalı, havalandırması yetersiz alanda yapılan kaynak. Bu durumda Temiz hava C maskesi kullanılmasını öneririz.
Cevapla
#20
Kimyasal tepkimeler

KİMYASAL TEPKİMELER </B>


a) Bir maddenin farklı maddelere ayrışmasına ya da farklı maddelerin etkileşerek yeni maddeler oluşturmasına kimyasal tepkime (reaksiyon) denir.
b) Kimyasal tepkimeler, olaya giren maddelere ait taneciklerin (molekül, atom ya da iyon) çarpışmaları ile gerçekleşirler.Enerjileri yeterli olan taneciklerin çarpışmaları sonucunda kimyasal bağlar koparak moleküller atomlarına dağılır ve atomlar yeniden düzenlenerek farklı maddeler oluştururlar.Kimyasal tepkime, kimyasal değişim ve kimyasal olay eş anlamlıdır.Tepkimelerin sembol ve formüllerle gösterilmesine ise tepkime denklemleri adı verilir.
Örn; Karbon + Oksijen ® Karbondioksit tepkimesi
C + O2 ® CO2 şeklinde gösterilir.
c) Yanma, paslanma (oksitlenme), nötürleşme, mayalanma, fotosentez, çökelme gibi olaylar kimyasal değişime örnek olarak verilebilir.
d) Kimyasal bir tepkimede;
Korunan nicelikler şunlardır
- Atomların türü ve sayısı
- Toplam kütle (Kütle değişimi önemsizidir.)
- Toplam elektriksel yük
- Toplam enerji
- Atomların çekirdek yapıları (Proton ve nötron sayıları)
Değişen nicelikler şunlardır:
- Molekül sayısı (Mol sayısı)
- Gaz tepkimelerinde hacim (Basınç ve sıcaklık sabit)
- Gaz tepkimelerinde basınç (Hacim ve sıcaklık sabit)
Ancak mol sayısının korunduğu tepkimeler de vardır.
Örn; 1H 2 (g) + 1Cl 2 (g) ® 2HCl(g)... gibi
S=32, O=16 ise aşağıdaki tepkimede korunan ve değişen nicelikler şöyledir:
2SO 2 (g) + O 2 (g) ® 2SO 3 (g) + ısı
Kütle : 128gr. 32gr. 160gr. Korunur
Mol sayısı : 2 1 2 Korunmaz
Molekül sayısı : 2N 0 N 0 2N 0 Korunmaz
Mol atom sayısı : 6 2 8 Korunur
Aynı koşullarda hacim : 2V V 2V Korunmaz






KİMYASAL TEPKİMELERİN SINIFLANDIRILMASI

A) ÖZELLİKLERİNE GÖRE :
Yanma Tepkimeleri
Bir maddenin oksijenli verdiği tepkimelerdir.
Yanma tepkimesi için: yanıcı madde, hava(oksijen), tutuşma sıcaklığı gerekir.
Bu 3 faktörden birinin eksikliği yanmayı durdurur.CO2 gazının yangın söndürücü olmasının nedeni özkütlesinin havadan büyük olması ve yanıcı olmamasıdır.
Organik bileşikler yanarlar.
Organik bileşiklerden yapılarında yalnız C ve H bulunduranlara hidrokarbon denir.Genel olarak CxHy formülü ile gösterilirler.Yapılarında C ve H’ın yanı sıra O, S, N ve halojen (F, Cl, Br, I) bulunduran organik bileşikler de vardır.
Organik bir bileşiğin yanması sonucunda: CO2 oluşması bileşiğin C içerdiğini, H2O oluşması bileşiğin H içerdiğini, SO2 oluşması bileşiğin S içerdiğini, NO2 oluşması bileşiğin N içerdiğini kanıtlar.Oksijen havadan geldiği için bileşikte oksijen bulunup bulunmadığı ürünlerin türüne bakarak anlaşılmaz.
CS2 + 3O2 ® CO2 + 2SO2
C4H10O3 + 13 O2 ® 4CO2 + 5H2O
2
C4H10O3 + 5O2 ® 4CO2 + 5H2O
CS2’de C ve S olduğundan ürünler CO2 ile SO2’dir.C4H10’da C ve H olduğundan ürünler CO2 ve H2O’dur.C4H10 ile C4H10O3’ün yanma ürünleri aynıdır.Ancak oksijenin bir kısmı bileşik tarafından karşılandığından C4H10O3’ü yakmak için daha az miktarda oksijen yeterli olur.
Metallerin oksijenle birleşmesi paslanma ya da oksitlenme olarak bilinir.Bu tür tepkimelere yavaş yanma da denir.
3Fe + 2O2 ® Fe3O4
Sentez (Birleşme) Tepkimeleri

Birden fazla maddenin birleşerek tek bir ürün oluşturduğu tepkimelerdir.Bu olayda yan ürün oluşmaz.
CaO + CO 2 ® CaCO 3
H 2 + Cl 2 ® 2HCl
C 2 H 4 + H 2 ® C 2 H 6
Analiz (Ayrışma) Tepkimeleri
Bir bileşiğin kendinden daha basit yapılı maddelere ayrıştırılması tepkimeleridir.Elektroliz yolu ile ya da ısı alarak ayrışan maddeler vardır.
ısı
KClO 3 ® KCl + 3 O 2
2
ısı
2HgO ® 2Hg + O2
ısı
MgCO3 ® MgO + CO2
elektroliz
H2O ® H2 + 1 O2
2
Yer Değiştirme Tepkimeleri
Aktif olan bir elementin, kendinden daha az aktif olan (pasif) bir elementle yer değiştirmesi ile gerçekleşen tepkimelerdir.
H2S + Cl2 ® 2HCl + S (Anyonların yer değiştirmesi)
Fe2O3 + Al ® Al2O3 + 2Fe (Katyonların yer değiştirmesi)
Sulu çözelti tepkimelerinin birçoğunda ise anyon ve katyonların her ikisi de yer değiştirir.
Çökelme ve nötrleşme tepkimeleri de yer değiştirme tepkimeleridir.
Fe2S3 (k) + 6HCl (suda) ® 2FeCl3 (suda) + 3H2S (g)
Çökelme:
AgNO3 (suda) + NaCl (suda) ® AgCl (k) + NaNO3 (suda)
Nötrleşme:
H2SO4 (suda) + 2NaOH (suda) ® Na2SO4 (suda) + 2H2O (s)
Organik bileşiklerde de yer değiştirme tepkimeleri vardır.
CH4 + Cl2 ® CH3Cl + HCl
İyonik Tepkimeler

Sulu çözeltilerde gerçekleşen tepkimeler iyonların etkileşmesine dayanır ve tepkime ürünlerinden biri çökerek (çökelme), sıvı (nötrleşme) ya da gaz halinde ortamdan ayrılabilir.İyonik tepkimelerde sadece tepkimeye giren iyonlar gösterilir.Böyle denklemlere net iyon denklemi denir.
Nötrleşme: H+ (suda) + OH- (suda) ® H2O (sıvı)
Çökelme: Ag+ (suda) + Cl- ® AgCl (katı)
Zn (k) + 2H+ (suda) ® Zn+2 (suda) + H2(g)
Cevapla




Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi