<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Forum Sitesi - islam ve Din Bölümü]]></title>
		<link>https://forumistan.net/</link>
		<description><![CDATA[Forum Sitesi - https://forumistan.net]]></description>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 01:32:28 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kenzül Arş Duası]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-kenz%C3%BCl-ars-duasi.html</link>
			<pubDate>Thu, 15 Aug 2024 12:21:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=34">Arzu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-kenz%C3%BCl-ars-duasi.html</guid>
			<description><![CDATA[Kenzül Arş Duası<br />
Kenz arapçada hazine manasına gelmektedîr. Kenzûl Arş ise arşın hazinesi manasına gelmektedîr. İçeriği ve anlamı itibariyle muhteşem bir dua. Bu duayı sırf Allah için okuyanın pek çok sıkıntılarını Allah Azze ve Celle giderir inşallah.<br />
<br />
Kenzül Arş Duasının Okunuşu <br />
<br />
Eûzubillahimineşşeytanirraciym - Bismillahirrâhmanirrahiym<br />
<br />
Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn. La ilâhe illellahül hakemül adlül metîn. Rabbünâ ve rabbü âbâinel evvelîn. La ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.Lâ ilâhe illellâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yumîtü ve hüve hayyül lâ yemûtü ebeden biyedihil hayru veileyhil masîru ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Ve bihî nesteînü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Lâ ilâhe illellâhü şükran li ni’metih.Lâ ilâhe illellâhü ikrâran bi rubûbiyyetih. Ve sübhânellâhi tenzîhen li azametih. Es’elükellâhümme bi hakkısmikel mektûbi alâ cenâhı cibrîle aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cenahı mîkâîle aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cebheti isrâfîle aleyke yâ rab.Ve bi hakkısmikel mektûbi alâ keffi azrâîle aleyke yâ rab. Ve bi hakkısmikellezî semmeyte bihî münkeran ve nekîran aleyke yâ rab. Ve bihakkısmike ve esrâri ıbâdike aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî temme bihil islâmü aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî telekkâhü âdemü lemmâ hebeta minel cenneti fe nâdâke fe lebbeyte düâehü aleyke yâ rab.Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî şîtü aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî kavveyte bihî hameletel arşî aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikelmektûbî fittevrâti vel incîli vezzebûri vel fürkâni aleyke yâ rab. Ve bihakkısmike ilâ müntehâ rahmetike alâ ıbâdike aleyke yâ rab. Ve bihakkı temâmi kelâmike aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ibrâhîmü fecealtennâra aleyhi berden ve selâmen aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ismâîlü fe necceytehû minezzebhı aleyke yâ rab.Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ishâku fe kadayte hâcetehû aleyke yâ rab.Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî hûdü aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî deâke bihî ya’kûbü fe ra dedte aleyhi basarahû ve veledehû yûsüfe aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî dâvüdü fe cealtehû halîfeten fil ardı ve elente lehül hadîde fî yedihî aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî deâke bihî süleymânü fe a’taytehül mülke fil ardı aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî eyyûbü fe necceytehû minel gammillezî kâne fîhi aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî îsebnü meryeme fe ahyeyte lehül mevtâ aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî mûsâ lemmâ hâtabeke alettûri aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdetke bihî asîyetümraetü fir’avne fe razaktehel cennete aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî benû isrâîle lemmâ câvezûlbahra aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihil hıdıru lemmâ meşâ alel mâi aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî muhammedün sallallâhü aleyhi ve selleme yevmel ğâri fe necceytehû aleyke yâ rab. İnneke entel kerîmül kebîru. Hasbünellâhü ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî vesellem.<br />
<br />
Kenzül Arş Duasının Anlamı<br />
<br />
Melik (kral), Hakk, Mübin Allah’tan başka ilah yoktur. Hakem, Adl ve Metin Allah’tan başka ilah yoktur. Bizim ve eski atalarımızın Rabbidir. Senden başka İlah yoktur. Sen arınıksındır. Ben zalimlerden oldum. Allah’tan başka ilah yoktur. Onun ortağı yoktur. Yönetim onundur. Övgüler onun içindir. Diriltir ve öldürür. O diridir ve ebediyen ölmez. Hayır onun kontrolündedir, dönüş onadır. Ve O her şeye gücü yetendir. Ve onunla yardım isteriz. İyilik yapmaya, kötülükten kaçmaya güç kuvvet sadece yüce ve her şeyi bilen Allah’tandır.<br />
<br />
Nimetlere şükür olarak, ondan başka ilah yoktur. Rabblığının ikrarı olarak, ondan başka ilah yoktur. Yüceliğini arındırmak için, Allah noksanlıklardan arınıktır.<br />
<br />
Ey Allahım! Ya Rabbi! “Cebrail’in kanadında yazılı ismin hürmetine, Mikail’in kanadı üzerinde yazılı ismin hürmetine, İsrafil’in alnında yazılı ismin hürmetine, Azrail’in avucunda yazılı ismin hürmetine, ve senin verdiğin Münker ve Nekir ismi hürmetine, ve kullarının sendeki sırları hürmetine, İslam’ı kendisiyle tamamladığın ismin hürmetine, ve Adem’in senden öğrenip cennetten indirildiği zaman kendisiyle sana seslendiği ve senin de kabul ettiğin ismin hürmetine, Şit’in sana seslendiği ismin hürmetine, arşı taşıyan melekleri kendisyle güçlendirdiğin ismin hürmetine, Tevrat’ta, İncil’de, Zebur!da ve Furkan’da yazılı ismin hürmetine, kullarına rahmetini sonsuza kadar ulaştırdığın ismin hürmetine, sözlerin tamamı hürmetine, İbrahim ateşe atıldığında hangi isminle sana seslendi de ateş soğuk ve selamet olduysa işte o ismin hürmetine, İsmail kesilirken hangi isminle seslendi de onu kesilmekten kurtardıysan işte o ismin hürmetine, İshak hangi isminle sana yalvardı da sen onun ihtiyaçlarını karşıladıysan işte o ismin hürmetine, Hud hangi isminle sana seslendiyse işte o ismin hürmetine, Yakup sana hangi isminle dua etti de sen onun gözlerini ve çocuklarını ona geri verdiysen işte o ismin hürmetine, Davut hangi isminle sana seslendi de sen onu yeryüzüne halife yaptıysan ve demiri onun elinde yumuşattıysan işte o ismin hürmetine, Süleyman hangi isminle sana dua etti de sen onu yeryüzüne kral yaptıysan işte o ismin hürmetine, Eyyüb hangi isminle sana seslendi de sen onu içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtardıysan işte o ismin hürmetine, Meryem oğlu İsa hangi isminle sana seslenip de onunla ölüyü dirilttiysen işte o ismin hürmetine, Musa hangi isminle sana seslendi de sen ona Tur’da hitap ettiysen işte o ismin hürmetine Firavunun karısı Asiye sana hangi isminle seslendi de sen onu cennette rızıklandırdıysan işte o ismin hürmetine, israiloğulları sana hangi isminle seslendiler de denizi geçirdiysen işte o ismin hürmetine, Hızır hangi isminle seslendi de onu suda yürüttüysen işte o ismin hürmetine, Muhammed SAV sana mağarada hangi isminle seslendi de sen onu kurtardıysan işte o ismin hürmetine” senden istiyorum. Hiç şüphesiz sen cömertsin, büyüksün. Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. İyilik yapmaya da kötülükten kaçmaya da güç kuvvet sadece yüce ve büyük Allah’tandır. Allah efendimiz Muhammed’e, ailesine ve arkadaşlarına destek versin, güvenliklerini sağlasın!<br />
<br />
<br />
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:<br />
''-Cebrail bana dedi ki: ''Ey Muhammed!Kim ömründe bir kere bu duayı okursa,Allahü Teala onu,Kıyamet Günü'nde yüzü ayın ondördü gibi parlak olarak haşreder.Hatta bütün insanlar onu bir peygamber veya melek sanırlar.Ben ve sen onun kabrinin üzerinde dururuz.Ona hesapsız ve azapsız,üzerine binip Cennete gitmesi için Cennetten bir burak getirilir.Sırat Köprüsü'nden şimşek gibi geçer.Onun günahı denizlerin suyundan,yağmurların damlasından,ağaçların yapraklarından,kumların adedinden,taşlardan daha fazla olsa bile,kendisine kabul olunmuş(nafile)hac ve bin umre sevabı yazılır.<br />
Korkan kimse okursa,Allah onu korktuğundan emin kılar.Susayan kimse okursa,Allah onun susuzluğunu giderir.Aç olan okursa giyindirir,hasta okursa şifa verir,hastanın üzerine okunursa,hastalığından kurtulur,dünya yahut ahiret ihtiyaçlarından birisi için okursa Allah istediğini verir.Bir düşmandan veya sultandan korktuğu için okursa,Allah onların şerlerinden korur ve Allah'ın mahlukatından gelecek olan tüm zarar ve eziyetleri kendisine ulaşmaktan meneder.<br />
Borçlu olan okursa,Allah onu,borcunu ödemeye muvaffak kılar,hiçbir kimseye muhtaç olmaz.Eğer onu hasta olan yazıp üzerinde taşırsa iyileşir.Kadın taşırsa kocası ona ikram eder.Cinden,insden ve şeytandan,sancı ve hastalıklardan emin olur.Kayıp ise ailesine sağ salim kavuşur.Bu duayı okuyan için cin,melek istiğfar ederler.Ömrü bereketli olur.<br />
Kim beş defa bu duayı okursa Peygamber Aleyhisselam'ı rüyasında görür.''<br />
Ebu Bekir Sıddık (r.a)buyurdu :<br />
''Gece olsun gündüz olsun bu duayı okudum,Peygamber Aleyhisselam'ı rüyamda gördüm.''<br />
Hazreti Ömer de şöyle buyurur:<br />
''Hiç bir hacetim olmadı ki onun için bu duayı okuyayım da giderilmesin.''<br />
Hazreti Osman (r.a) diyor ki:<br />
''Ben Kur'an-ı Kerim'i ezberleyemezdim.Resulü Ekrem (s.a.v)'e bu hususu şikayet ettim.Bana bu duayı öğretti.Onu okuduğumda Kur'an-ı Kerim'i ezberlemeyi başardım.<br />
Hazreti Ali Kerremellahü vechehü buyuruyor ki:<br />
''Ben bu duayı okuduğum vakit düşmanıma galebe çalardım.Kim ki Fatiha'yı,İhlas Suresi'ni,Kafirun ve Felak ve Nas Suresi'ni üç kere okuyup sonra da bu duayı okursa her türlü hastalıktan,her zalimin şerrinden onu emin kılar ve bütün isteklerini verir.Kim ki okuduğu gibi onu yazıp üzerinde taşırsa ve kim ki başının altına koyup uyursa Allahü Teala o kimsenin malından çalınanı ve evinden kaçanı geri iade eder.Akan suya okursa su durur yahut yanan ateşe okursa ateş söner.Dağ üzerine okursa dağ paramparça olur.''<br />
Kim ki iki rekat namaz kılıp her rekatında Fatiha ve bir de İhlas okuyup selam verdikten sonra bu duayı okursa dünya ve ahirete ait ne isterse tüm istediklerine nail olur.Bu duanın fazileti sayılmayacak kadar çoktur;biz burada kısa olarak zikrettik.(Nevadir-i Kaylubi'den alındı.)<br />
Diğer bi kaynakta da fazileti ve sırları şöyle anlatılmaktadır:Bir gün Hazreti Peygamber (s.a.v) sahabeleri ile otururken Cebrail Aleyhisselam geldi.Dedi ki:<br />
''Ya Muhammed!Rabb Tebareke Teala sana selam kıldı.Bu duayı Allah Teala hiçbir Peygamber'e vermedi.Senin ümmetinden bir kimse bu duayı okursa veya götürürse,o yerde ne türlü tehlike olursa olsun şerlerinden emin olur.Eğer bir kimse ile dost olmak için okursa dost olur.Eğer düşmanın üzerine okunursa perişan olur.Halk arasında heybetli görünmek istersen bu duayı yazıp götüresin.<br />
Bir kimsenin dişi veya başı ağrısa bu duayı okusa Hak Teala bu duanın hürmetine şifa ihsan eder.Ya Muhammed!Bu duayı hürmetle saklayan kimse seni rüyasında görür.<br />
Her kim bu duayı bir kez okursa Allah hacetini kabul eder.Gözlerinden rahatsız olan bir kimse misk,safran ve gülsuyu karışımı bir mürekkep ike yazıp suyu içse şifa bulur.Yağmurlu bir günde okursa Allah Teala her muradını verir.''  (Nevadir-i Kaylubi’den alındı.)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kenzül Arş Duası<br />
Kenz arapçada hazine manasına gelmektedîr. Kenzûl Arş ise arşın hazinesi manasına gelmektedîr. İçeriği ve anlamı itibariyle muhteşem bir dua. Bu duayı sırf Allah için okuyanın pek çok sıkıntılarını Allah Azze ve Celle giderir inşallah.<br />
<br />
Kenzül Arş Duasının Okunuşu <br />
<br />
Eûzubillahimineşşeytanirraciym - Bismillahirrâhmanirrahiym<br />
<br />
Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn. La ilâhe illellahül hakemül adlül metîn. Rabbünâ ve rabbü âbâinel evvelîn. La ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.Lâ ilâhe illellâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yumîtü ve hüve hayyül lâ yemûtü ebeden biyedihil hayru veileyhil masîru ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Ve bihî nesteînü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Lâ ilâhe illellâhü şükran li ni’metih.Lâ ilâhe illellâhü ikrâran bi rubûbiyyetih. Ve sübhânellâhi tenzîhen li azametih. Es’elükellâhümme bi hakkısmikel mektûbi alâ cenâhı cibrîle aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cenahı mîkâîle aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cebheti isrâfîle aleyke yâ rab.Ve bi hakkısmikel mektûbi alâ keffi azrâîle aleyke yâ rab. Ve bi hakkısmikellezî semmeyte bihî münkeran ve nekîran aleyke yâ rab. Ve bihakkısmike ve esrâri ıbâdike aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî temme bihil islâmü aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî telekkâhü âdemü lemmâ hebeta minel cenneti fe nâdâke fe lebbeyte düâehü aleyke yâ rab.Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî şîtü aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî kavveyte bihî hameletel arşî aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikelmektûbî fittevrâti vel incîli vezzebûri vel fürkâni aleyke yâ rab. Ve bihakkısmike ilâ müntehâ rahmetike alâ ıbâdike aleyke yâ rab. Ve bihakkı temâmi kelâmike aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ibrâhîmü fecealtennâra aleyhi berden ve selâmen aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ismâîlü fe necceytehû minezzebhı aleyke yâ rab.Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ishâku fe kadayte hâcetehû aleyke yâ rab.Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî hûdü aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî deâke bihî ya’kûbü fe ra dedte aleyhi basarahû ve veledehû yûsüfe aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî dâvüdü fe cealtehû halîfeten fil ardı ve elente lehül hadîde fî yedihî aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî deâke bihî süleymânü fe a’taytehül mülke fil ardı aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî eyyûbü fe necceytehû minel gammillezî kâne fîhi aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî îsebnü meryeme fe ahyeyte lehül mevtâ aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî mûsâ lemmâ hâtabeke alettûri aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdetke bihî asîyetümraetü fir’avne fe razaktehel cennete aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî benû isrâîle lemmâ câvezûlbahra aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihil hıdıru lemmâ meşâ alel mâi aleyke yâ rab. Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî muhammedün sallallâhü aleyhi ve selleme yevmel ğâri fe necceytehû aleyke yâ rab. İnneke entel kerîmül kebîru. Hasbünellâhü ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî vesellem.<br />
<br />
Kenzül Arş Duasının Anlamı<br />
<br />
Melik (kral), Hakk, Mübin Allah’tan başka ilah yoktur. Hakem, Adl ve Metin Allah’tan başka ilah yoktur. Bizim ve eski atalarımızın Rabbidir. Senden başka İlah yoktur. Sen arınıksındır. Ben zalimlerden oldum. Allah’tan başka ilah yoktur. Onun ortağı yoktur. Yönetim onundur. Övgüler onun içindir. Diriltir ve öldürür. O diridir ve ebediyen ölmez. Hayır onun kontrolündedir, dönüş onadır. Ve O her şeye gücü yetendir. Ve onunla yardım isteriz. İyilik yapmaya, kötülükten kaçmaya güç kuvvet sadece yüce ve her şeyi bilen Allah’tandır.<br />
<br />
Nimetlere şükür olarak, ondan başka ilah yoktur. Rabblığının ikrarı olarak, ondan başka ilah yoktur. Yüceliğini arındırmak için, Allah noksanlıklardan arınıktır.<br />
<br />
Ey Allahım! Ya Rabbi! “Cebrail’in kanadında yazılı ismin hürmetine, Mikail’in kanadı üzerinde yazılı ismin hürmetine, İsrafil’in alnında yazılı ismin hürmetine, Azrail’in avucunda yazılı ismin hürmetine, ve senin verdiğin Münker ve Nekir ismi hürmetine, ve kullarının sendeki sırları hürmetine, İslam’ı kendisiyle tamamladığın ismin hürmetine, ve Adem’in senden öğrenip cennetten indirildiği zaman kendisiyle sana seslendiği ve senin de kabul ettiğin ismin hürmetine, Şit’in sana seslendiği ismin hürmetine, arşı taşıyan melekleri kendisyle güçlendirdiğin ismin hürmetine, Tevrat’ta, İncil’de, Zebur!da ve Furkan’da yazılı ismin hürmetine, kullarına rahmetini sonsuza kadar ulaştırdığın ismin hürmetine, sözlerin tamamı hürmetine, İbrahim ateşe atıldığında hangi isminle sana seslendi de ateş soğuk ve selamet olduysa işte o ismin hürmetine, İsmail kesilirken hangi isminle seslendi de onu kesilmekten kurtardıysan işte o ismin hürmetine, İshak hangi isminle sana yalvardı da sen onun ihtiyaçlarını karşıladıysan işte o ismin hürmetine, Hud hangi isminle sana seslendiyse işte o ismin hürmetine, Yakup sana hangi isminle dua etti de sen onun gözlerini ve çocuklarını ona geri verdiysen işte o ismin hürmetine, Davut hangi isminle sana seslendi de sen onu yeryüzüne halife yaptıysan ve demiri onun elinde yumuşattıysan işte o ismin hürmetine, Süleyman hangi isminle sana dua etti de sen onu yeryüzüne kral yaptıysan işte o ismin hürmetine, Eyyüb hangi isminle sana seslendi de sen onu içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtardıysan işte o ismin hürmetine, Meryem oğlu İsa hangi isminle sana seslenip de onunla ölüyü dirilttiysen işte o ismin hürmetine, Musa hangi isminle sana seslendi de sen ona Tur’da hitap ettiysen işte o ismin hürmetine Firavunun karısı Asiye sana hangi isminle seslendi de sen onu cennette rızıklandırdıysan işte o ismin hürmetine, israiloğulları sana hangi isminle seslendiler de denizi geçirdiysen işte o ismin hürmetine, Hızır hangi isminle seslendi de onu suda yürüttüysen işte o ismin hürmetine, Muhammed SAV sana mağarada hangi isminle seslendi de sen onu kurtardıysan işte o ismin hürmetine” senden istiyorum. Hiç şüphesiz sen cömertsin, büyüksün. Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. İyilik yapmaya da kötülükten kaçmaya da güç kuvvet sadece yüce ve büyük Allah’tandır. Allah efendimiz Muhammed’e, ailesine ve arkadaşlarına destek versin, güvenliklerini sağlasın!<br />
<br />
<br />
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:<br />
''-Cebrail bana dedi ki: ''Ey Muhammed!Kim ömründe bir kere bu duayı okursa,Allahü Teala onu,Kıyamet Günü'nde yüzü ayın ondördü gibi parlak olarak haşreder.Hatta bütün insanlar onu bir peygamber veya melek sanırlar.Ben ve sen onun kabrinin üzerinde dururuz.Ona hesapsız ve azapsız,üzerine binip Cennete gitmesi için Cennetten bir burak getirilir.Sırat Köprüsü'nden şimşek gibi geçer.Onun günahı denizlerin suyundan,yağmurların damlasından,ağaçların yapraklarından,kumların adedinden,taşlardan daha fazla olsa bile,kendisine kabul olunmuş(nafile)hac ve bin umre sevabı yazılır.<br />
Korkan kimse okursa,Allah onu korktuğundan emin kılar.Susayan kimse okursa,Allah onun susuzluğunu giderir.Aç olan okursa giyindirir,hasta okursa şifa verir,hastanın üzerine okunursa,hastalığından kurtulur,dünya yahut ahiret ihtiyaçlarından birisi için okursa Allah istediğini verir.Bir düşmandan veya sultandan korktuğu için okursa,Allah onların şerlerinden korur ve Allah'ın mahlukatından gelecek olan tüm zarar ve eziyetleri kendisine ulaşmaktan meneder.<br />
Borçlu olan okursa,Allah onu,borcunu ödemeye muvaffak kılar,hiçbir kimseye muhtaç olmaz.Eğer onu hasta olan yazıp üzerinde taşırsa iyileşir.Kadın taşırsa kocası ona ikram eder.Cinden,insden ve şeytandan,sancı ve hastalıklardan emin olur.Kayıp ise ailesine sağ salim kavuşur.Bu duayı okuyan için cin,melek istiğfar ederler.Ömrü bereketli olur.<br />
Kim beş defa bu duayı okursa Peygamber Aleyhisselam'ı rüyasında görür.''<br />
Ebu Bekir Sıddık (r.a)buyurdu :<br />
''Gece olsun gündüz olsun bu duayı okudum,Peygamber Aleyhisselam'ı rüyamda gördüm.''<br />
Hazreti Ömer de şöyle buyurur:<br />
''Hiç bir hacetim olmadı ki onun için bu duayı okuyayım da giderilmesin.''<br />
Hazreti Osman (r.a) diyor ki:<br />
''Ben Kur'an-ı Kerim'i ezberleyemezdim.Resulü Ekrem (s.a.v)'e bu hususu şikayet ettim.Bana bu duayı öğretti.Onu okuduğumda Kur'an-ı Kerim'i ezberlemeyi başardım.<br />
Hazreti Ali Kerremellahü vechehü buyuruyor ki:<br />
''Ben bu duayı okuduğum vakit düşmanıma galebe çalardım.Kim ki Fatiha'yı,İhlas Suresi'ni,Kafirun ve Felak ve Nas Suresi'ni üç kere okuyup sonra da bu duayı okursa her türlü hastalıktan,her zalimin şerrinden onu emin kılar ve bütün isteklerini verir.Kim ki okuduğu gibi onu yazıp üzerinde taşırsa ve kim ki başının altına koyup uyursa Allahü Teala o kimsenin malından çalınanı ve evinden kaçanı geri iade eder.Akan suya okursa su durur yahut yanan ateşe okursa ateş söner.Dağ üzerine okursa dağ paramparça olur.''<br />
Kim ki iki rekat namaz kılıp her rekatında Fatiha ve bir de İhlas okuyup selam verdikten sonra bu duayı okursa dünya ve ahirete ait ne isterse tüm istediklerine nail olur.Bu duanın fazileti sayılmayacak kadar çoktur;biz burada kısa olarak zikrettik.(Nevadir-i Kaylubi'den alındı.)<br />
Diğer bi kaynakta da fazileti ve sırları şöyle anlatılmaktadır:Bir gün Hazreti Peygamber (s.a.v) sahabeleri ile otururken Cebrail Aleyhisselam geldi.Dedi ki:<br />
''Ya Muhammed!Rabb Tebareke Teala sana selam kıldı.Bu duayı Allah Teala hiçbir Peygamber'e vermedi.Senin ümmetinden bir kimse bu duayı okursa veya götürürse,o yerde ne türlü tehlike olursa olsun şerlerinden emin olur.Eğer bir kimse ile dost olmak için okursa dost olur.Eğer düşmanın üzerine okunursa perişan olur.Halk arasında heybetli görünmek istersen bu duayı yazıp götüresin.<br />
Bir kimsenin dişi veya başı ağrısa bu duayı okusa Hak Teala bu duanın hürmetine şifa ihsan eder.Ya Muhammed!Bu duayı hürmetle saklayan kimse seni rüyasında görür.<br />
Her kim bu duayı bir kez okursa Allah hacetini kabul eder.Gözlerinden rahatsız olan bir kimse misk,safran ve gülsuyu karışımı bir mürekkep ike yazıp suyu içse şifa bulur.Yağmurlu bir günde okursa Allah Teala her muradını verir.''  (Nevadir-i Kaylubi’den alındı.)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Surelerin Sırları ve Faziletleri]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-surelerin-sirlari-ve-faziletleri.html</link>
			<pubDate>Mon, 12 Aug 2024 10:10:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=34">Arzu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-surelerin-sirlari-ve-faziletleri.html</guid>
			<description><![CDATA[Zariyat Suresinin Sırları ve Faziletleri<br />
ZÂRÎYAT sûresini, kıtlık vaktinde yetmiş kerre oku-salar, Hak teâlâ lûtfu ile o kıtlığı giderir, bolluk ve ucuzluk verir, bütün ekinler bereketli olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zariyat Suresinin Sırları ve Faziletleri<br />
ZÂRÎYAT sûresini, kıtlık vaktinde yetmiş kerre oku-salar, Hak teâlâ lûtfu ile o kıtlığı giderir, bolluk ve ucuzluk verir, bütün ekinler bereketli olur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Berat Kandilinin Anlam ve Önemi]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-berat-kandilinin-anlam-ve-onemi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 11:34:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=34">Arzu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-berat-kandilinin-anlam-ve-onemi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Berat Kandilinin Anlam ve Önemi</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
Berat Kandilinin Anlam ve Önemi<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Berat kandili ne demektir? Berat kandili niçin kutlanır? Ne zaman ve neden kutlanır? Berat kelimesinin Türkçemizde ve tarihimizdeki anlamı nedir?<br />
<br />
<br />
<br />
Arabi ayların sekizincisini oluşturan Şaban’ın on beşinci gecesine Leyle-i Berat (Berat Gecesi) adı verilmiştir. Kadir Gecesi’nden sonra en mübarek gece olarak telakki edildiği ifade edilmiştir. Buna Leyle-i Rahmet = Rahmet Gecesi denildiği de vakidir. İnanışa göre Cenab-ı Hakk, bu gecede, mü’min kullarına berat yazdığı için, bu adı almıştır. Yine denildiğine göre bu gece, ertesi yılın erzak, i’zaz gibi işlerinin takdir olunduğu vakittir. Bu gecede, hayır, yağmur gibi yağar .. Dualar, bu gecede reddolunmazlar. Hz. Peygamber: “Şaban’ın yarısı olduğunda, gecesinde namaz kılınız, Kur’an okuyunuz, dua ediniz ve gündüzünde de oruç tutunuz” anlamında öğütlerde bulunmuşlardır.<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ NE ZAMAN 2023?<br />
<br />
<br />
<br />
Şaban ayının tam ortasında idrak edilen ve Mübarek Gece, Berat Gecesi ve Rahmet Gecesi gibi isimlerle de bilinen Berat Kandili, 'temize çıkma' anlamıyla birlikte Müslümanlar için 'arınma gecesi' olarak kabul edilmektedir. Kur'an'ın Levh-i Mahfûz'dan Dünya semasına toptan indirildiği gece (inzal) olan Berat Kandili'ni tövbeler ve çeşitli ibadetlerle geçirmek isteyen Müslümanlar Berat Kandili ne zaman 2023? Berat Kandili hangi gün? Ayın kaçı? Bu yıl Berat Gecesi hangi güne denk geliyor? sorularının cevabını araştırıyor. İşte detaylar...<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ HANGİ GÜN? AYIN KAÇI?<br />
<br />
<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan 2023 dini takvimine göre Berat Kandili, bu yıl 6 Mart Pazartesi gecesi eda edilecek.<br />
<br />
<br />
<br />
BU YIL BERAT GECESİ HANGİ GÜNE DENK GELİYOR?<br />
<br />
<br />
<br />
Yılın üçüncü kandili olan Berat Gecesi için, Şaban ayının 15. gecesi oruç tutulur. Berat Kandili orucu hakkında Hz.Ali (R.A.) tan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz Buyuruyor ki;<br />
<br />
<br />
<br />
"Şaban ayının yarı gecesinde yani (Berat Gecesi) olduğunda, gündüzünde oruç tutun, gecesini de ibadetle geçirin."Çünkü Yüce Allah (c.c), o gece rahmetiyle gökyüzüne iner ve şöyle buyurur; "Günahının affını isteyen yokmu? Affedeyim, rızkının artmasını isteyen yokmu? Bol rızık vereyim, bir derde düçar olan yokmu? Afiyet vereyim. Yokmu şunu isteyen, yokmu bunu isteyen diye bu ilahi ses tan yeri ağarıncaya kadar devam eder, buyuruyor.<br />
<br />
<br />
<br />
Kandil gecesini gönül uyanıklığı ile ihya edebilmiş olmak için; gündüzünde oruç tutulmalı, gecesinde cemaatle namaz kılınmalı, vaaz ve mevlid-i şerif dinlenmeli, topluca dua edilmeli, tevbe edilmeli, kaza ve nafile namazlar kılınmalı, büyüklere saygı ve küçüklere sevgi izhar edilmeli, küsler barışmalı, dargınlar kucaklaşmalıdır. Yoksul-yetim ve muhtaçlar sevindirilmeli, eş, dost ve uzaktaki akrabalarla tebrikleşilmelidir.<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ'NİN ANLAM VE ÖNEMİ NEDİR?<br />
<br />
<br />
<br />
Berat; borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak demektir. Berat kelimesinin ifade ettiği bu anlamlarla bağlantılı olarak bu geceye de Berat (Kurtuluş) Gecesi denilmiştir. Dolayısıyla günahları bağışlananlara Allah'ın bu gecede berat yazacağı müjdelenmiştir."<br />
<br />
<br />
<br />
Yüce Allah Duhan süresinde: 'Hâ-Mîm. Andolsun o Kitab-ı Mübin'e ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyızdır. O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır..." buyurmuştur. Bu ayetlerde geçen "Mübarek Gece"den maksadın Kadir gecesi olduğunu belirten müfessirlerimiz olduğu gibi15' Berat gecesi diyenler de vardır. Bu iki farklı yorumdan hareketle Kur'an-ı Kerim'in iki nüzulü (indirilişi) olduğu belirtilmiştir. Biri Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına (Beytüİ-İzzeye) indiriliştir. İkincisi de oradan Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (a.s.)'in kalbine aktarılışıdır. Birinciye inzal (toptan indiriliş), İkinciye de tenzil (parça parça indiriliş) denmektedir. O halde Kur'an Kadir gecesinde dünya semasına toptan inzal edildi, sonra da oradan 23 küsür sene zarfında peyderpey (parça parça) Hz. Peygamber'e indirildi.<br />
<br />
<br />
<br />
Duhan sûresinin ilk ayetleri Berat gecesinin belirgin üç temel özelliğini öne çıkarmaktadır. Bunlar:<br />
<br />
<br />
<br />
1- Mübarek gece: Hayrı ve fazileti çok olan, Allah'ın kullarına bol ikramlarda bulunduğu, onların tevbelerini kabul ederek günahlarını bağışladığı eşsiz bir gecedir. Nitekim biraz sonra arz edeceğimiz Hadis-i Şeriflerle bu gecenin biz kullar için ne büyük bir anlam ifade ettiğini daha iyi kavrayacağız.<br />
<br />
<br />
<br />
2- İnsanlığa gönderilen son ilahi mesaj Kur'an-ı Kerimin, Hz. Peygamber'e indirilmeye başlandığı gecedir.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Bir yıl süreyle olacak hadiselerin, amellerin, rızıkların, ecellerin, hastalıkların... vs. karara bağlandığı ve ilgili meleklere teslim edildiği gecedir.<br />
<br />
<br />
<br />
Berat gecesinin Hz. Peygamberin dilinden tüm mahlukatı kuşatıcı şu müjdesine gönülden kulak verelim:<br />
<br />
"Şaban ayının yarı gecesi (Berat Gecesi) oldu mu onu ibadetle geçirin. Gündüzünü de oruç tutun. Zira Allah Teala, bu gece güneşin batışından itibaren dünya semasına rahmetle tecelli eder ve kullarına şöyle hitap eder:<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu benden af dileyen, onun günahlarını bağışlayayım?<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim?<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu bir derde düşen, ona afiyet bahşedeyim?<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen diyerek tan yeri ağarıncaya kadar devam eder."'<br />
<br />
<br />
<br />
Hz. Peygamber (a.s.), bu gecede tevbe edip bağışlanma dileyen mii'minlerin sayısının çokluğunu bir benzetmeyle Hz. Aişe validemize şu şekilde anlatmıştır:<br />
<br />
<br />
<br />
''Allah Teala Şaban ayının yarısı gecesinde (Berat Gecesinde) dünya semasına rahmetle tecelli ederek, Beni Kelb Kabilesi'nin koyun- larının kılları sayısından daha çok kimsenin günahlarını bağışlar.""<br />
<br />
<br />
<br />
Bu gecede bizden ısrarla istenen en önemli şey, bol tevbe ederek yüce yaratıcıdan af dilemektir. Çünkü tevbe, bir sayfayı kapatıp, açılması gereken bir başka sayfayı açmaktır. Yanlışlarla dolmuş geçmişe bir daha dönüp bakmamaktır. Yeniden kulluğa talip olmaktır. Yaratıcı ile yeniden bir sözleşme yapmaktır.<br />
<br />
<br />
<br />
Bu gecede tevbe sularıyla yıkanmak, tüm manevi hislerden arınmak, aydınlığı örten perdeyi kaldırmak gerekir. Tevbe sayesindedir ki, insan, egosunu aşarak ihtiraslarını yenebilecek bir şahsiyet olgunluğuna erişebilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ HANGİ GÜN? AYIN KAÇI?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan 2023 dini takvimine göre Berat Kandili, bu yıl 6 Mart Pazartesi gecesi eda edilecek.</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Berat Kandilinin Anlam ve Önemi</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
Berat Kandilinin Anlam ve Önemi<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Berat kandili ne demektir? Berat kandili niçin kutlanır? Ne zaman ve neden kutlanır? Berat kelimesinin Türkçemizde ve tarihimizdeki anlamı nedir?<br />
<br />
<br />
<br />
Arabi ayların sekizincisini oluşturan Şaban’ın on beşinci gecesine Leyle-i Berat (Berat Gecesi) adı verilmiştir. Kadir Gecesi’nden sonra en mübarek gece olarak telakki edildiği ifade edilmiştir. Buna Leyle-i Rahmet = Rahmet Gecesi denildiği de vakidir. İnanışa göre Cenab-ı Hakk, bu gecede, mü’min kullarına berat yazdığı için, bu adı almıştır. Yine denildiğine göre bu gece, ertesi yılın erzak, i’zaz gibi işlerinin takdir olunduğu vakittir. Bu gecede, hayır, yağmur gibi yağar .. Dualar, bu gecede reddolunmazlar. Hz. Peygamber: “Şaban’ın yarısı olduğunda, gecesinde namaz kılınız, Kur’an okuyunuz, dua ediniz ve gündüzünde de oruç tutunuz” anlamında öğütlerde bulunmuşlardır.<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ NE ZAMAN 2023?<br />
<br />
<br />
<br />
Şaban ayının tam ortasında idrak edilen ve Mübarek Gece, Berat Gecesi ve Rahmet Gecesi gibi isimlerle de bilinen Berat Kandili, 'temize çıkma' anlamıyla birlikte Müslümanlar için 'arınma gecesi' olarak kabul edilmektedir. Kur'an'ın Levh-i Mahfûz'dan Dünya semasına toptan indirildiği gece (inzal) olan Berat Kandili'ni tövbeler ve çeşitli ibadetlerle geçirmek isteyen Müslümanlar Berat Kandili ne zaman 2023? Berat Kandili hangi gün? Ayın kaçı? Bu yıl Berat Gecesi hangi güne denk geliyor? sorularının cevabını araştırıyor. İşte detaylar...<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ HANGİ GÜN? AYIN KAÇI?<br />
<br />
<br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan 2023 dini takvimine göre Berat Kandili, bu yıl 6 Mart Pazartesi gecesi eda edilecek.<br />
<br />
<br />
<br />
BU YIL BERAT GECESİ HANGİ GÜNE DENK GELİYOR?<br />
<br />
<br />
<br />
Yılın üçüncü kandili olan Berat Gecesi için, Şaban ayının 15. gecesi oruç tutulur. Berat Kandili orucu hakkında Hz.Ali (R.A.) tan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz Buyuruyor ki;<br />
<br />
<br />
<br />
"Şaban ayının yarı gecesinde yani (Berat Gecesi) olduğunda, gündüzünde oruç tutun, gecesini de ibadetle geçirin."Çünkü Yüce Allah (c.c), o gece rahmetiyle gökyüzüne iner ve şöyle buyurur; "Günahının affını isteyen yokmu? Affedeyim, rızkının artmasını isteyen yokmu? Bol rızık vereyim, bir derde düçar olan yokmu? Afiyet vereyim. Yokmu şunu isteyen, yokmu bunu isteyen diye bu ilahi ses tan yeri ağarıncaya kadar devam eder, buyuruyor.<br />
<br />
<br />
<br />
Kandil gecesini gönül uyanıklığı ile ihya edebilmiş olmak için; gündüzünde oruç tutulmalı, gecesinde cemaatle namaz kılınmalı, vaaz ve mevlid-i şerif dinlenmeli, topluca dua edilmeli, tevbe edilmeli, kaza ve nafile namazlar kılınmalı, büyüklere saygı ve küçüklere sevgi izhar edilmeli, küsler barışmalı, dargınlar kucaklaşmalıdır. Yoksul-yetim ve muhtaçlar sevindirilmeli, eş, dost ve uzaktaki akrabalarla tebrikleşilmelidir.<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ'NİN ANLAM VE ÖNEMİ NEDİR?<br />
<br />
<br />
<br />
Berat; borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak demektir. Berat kelimesinin ifade ettiği bu anlamlarla bağlantılı olarak bu geceye de Berat (Kurtuluş) Gecesi denilmiştir. Dolayısıyla günahları bağışlananlara Allah'ın bu gecede berat yazacağı müjdelenmiştir."<br />
<br />
<br />
<br />
Yüce Allah Duhan süresinde: 'Hâ-Mîm. Andolsun o Kitab-ı Mübin'e ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyızdır. O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır..." buyurmuştur. Bu ayetlerde geçen "Mübarek Gece"den maksadın Kadir gecesi olduğunu belirten müfessirlerimiz olduğu gibi15' Berat gecesi diyenler de vardır. Bu iki farklı yorumdan hareketle Kur'an-ı Kerim'in iki nüzulü (indirilişi) olduğu belirtilmiştir. Biri Levh-i Mahfuz'dan dünya semasına (Beytüİ-İzzeye) indiriliştir. İkincisi de oradan Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (a.s.)'in kalbine aktarılışıdır. Birinciye inzal (toptan indiriliş), İkinciye de tenzil (parça parça indiriliş) denmektedir. O halde Kur'an Kadir gecesinde dünya semasına toptan inzal edildi, sonra da oradan 23 küsür sene zarfında peyderpey (parça parça) Hz. Peygamber'e indirildi.<br />
<br />
<br />
<br />
Duhan sûresinin ilk ayetleri Berat gecesinin belirgin üç temel özelliğini öne çıkarmaktadır. Bunlar:<br />
<br />
<br />
<br />
1- Mübarek gece: Hayrı ve fazileti çok olan, Allah'ın kullarına bol ikramlarda bulunduğu, onların tevbelerini kabul ederek günahlarını bağışladığı eşsiz bir gecedir. Nitekim biraz sonra arz edeceğimiz Hadis-i Şeriflerle bu gecenin biz kullar için ne büyük bir anlam ifade ettiğini daha iyi kavrayacağız.<br />
<br />
<br />
<br />
2- İnsanlığa gönderilen son ilahi mesaj Kur'an-ı Kerimin, Hz. Peygamber'e indirilmeye başlandığı gecedir.<br />
<br />
<br />
<br />
3- Bir yıl süreyle olacak hadiselerin, amellerin, rızıkların, ecellerin, hastalıkların... vs. karara bağlandığı ve ilgili meleklere teslim edildiği gecedir.<br />
<br />
<br />
<br />
Berat gecesinin Hz. Peygamberin dilinden tüm mahlukatı kuşatıcı şu müjdesine gönülden kulak verelim:<br />
<br />
"Şaban ayının yarı gecesi (Berat Gecesi) oldu mu onu ibadetle geçirin. Gündüzünü de oruç tutun. Zira Allah Teala, bu gece güneşin batışından itibaren dünya semasına rahmetle tecelli eder ve kullarına şöyle hitap eder:<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu benden af dileyen, onun günahlarını bağışlayayım?<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim?<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu bir derde düşen, ona afiyet bahşedeyim?<br />
<br />
<br />
<br />
- Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen diyerek tan yeri ağarıncaya kadar devam eder."'<br />
<br />
<br />
<br />
Hz. Peygamber (a.s.), bu gecede tevbe edip bağışlanma dileyen mii'minlerin sayısının çokluğunu bir benzetmeyle Hz. Aişe validemize şu şekilde anlatmıştır:<br />
<br />
<br />
<br />
''Allah Teala Şaban ayının yarısı gecesinde (Berat Gecesinde) dünya semasına rahmetle tecelli ederek, Beni Kelb Kabilesi'nin koyun- larının kılları sayısından daha çok kimsenin günahlarını bağışlar.""<br />
<br />
<br />
<br />
Bu gecede bizden ısrarla istenen en önemli şey, bol tevbe ederek yüce yaratıcıdan af dilemektir. Çünkü tevbe, bir sayfayı kapatıp, açılması gereken bir başka sayfayı açmaktır. Yanlışlarla dolmuş geçmişe bir daha dönüp bakmamaktır. Yeniden kulluğa talip olmaktır. Yaratıcı ile yeniden bir sözleşme yapmaktır.<br />
<br />
<br />
<br />
Bu gecede tevbe sularıyla yıkanmak, tüm manevi hislerden arınmak, aydınlığı örten perdeyi kaldırmak gerekir. Tevbe sayesindedir ki, insan, egosunu aşarak ihtiraslarını yenebilecek bir şahsiyet olgunluğuna erişebilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
BERAT KANDİLİ HANGİ GÜN? AYIN KAÇI?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #8b0000;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan 2023 dini takvimine göre Berat Kandili, bu yıl 6 Mart Pazartesi gecesi eda edilecek.</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[PEYGAMBERİMİZİN İKİ TORUNU HASAN VE HÜSEYİN]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-peygamberimizin-iki-torunu-hasan-ve-huseyin.html</link>
			<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 13:02:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=32">ayvam</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-peygamberimizin-iki-torunu-hasan-ve-huseyin.html</guid>
			<description><![CDATA[PEYGAMBERİMİZİN İKİ TORUNU HASAN VE HÜSEYİN<br />
HZ. HASAN (r.anh)<br />
<br />
Peygamber efendimizin, "Cennet gençlerinin seyyidi, efendisidir" buyurduğu, torunu Hz. Hasan, 625 senesinin Ramazan ayının ortasında doğdu. Peygamber efendimiz, kulağına ezan ve ikamet okuyup, ismini Hasan koydu. Doğumunun yedinci günü akika olarak iki tane koç kesti. Saçını da kestirip, ağırlığınca gümüş sadaka verdi.<br />
Âlemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimizin terbiyesiyle yetişip, büyüyen Hz. Hasan, mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Peygamberimiz, Hz.Hasan'ı çok sever, ona şefkatle muamele ederdi.<br />
Bir defasında Hz. Hasan, kardeşi Hz. Hüseyin ile Resulullahın huzurunda güreşiyorlardı. Resulullah efendimiz, Hz. Hasan'ı teşvik buyurdular. Anneleri Fatıma-tüz-Zehra, babasına dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Hasan büyüktür, hep onun tarafını tutuyorsunuz. Hâlbuki küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir?<br />
Bunun üzerine buyurdular ki:<br />
- Ya Fatıma! Cebrail aleyhisselam, Hüseyin'e yardım ediyor.<br />
Ebu Eyyûb-el-Ensarî, Hasan ile Hüseyin'in, Resulullahın huzurunda oynadıkları sırada huzurlarına girince dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Sen bunları çok mu seviyorsun?<br />
Peygamber efendimiz de buyurdu ki:<br />
- Nasıl sevmem. Bunlar benim dünyada öpüp, kokladığım iki reyhanımdır.<br />
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre, birgün Resulullah efendimiz Hz. Hasan'ı kucağına oturtmuştu. O da mübarek sakallarıyla oynuyordu. Resulullah efendimiz üç defa buyurdu ki:<br />
- Ben bunu çok seviyorum. Sen de sev! Onu sevenleri de sev!<br />
Hz. Hasan henüz akıl ve baliğ olmadan Resulullaha biat eden çocuklardandı. Sekiz yaşına geldiği zaman, 632'de, önce dedesi, sonra da annesi Fatıma-tüz-Zehra vefat edince, yetim kaldı. Bundan sonra da babası Hz. Ali'nin terbiyesinde büyüdü.<br />
Abdullah bin Sebe taraftarları fitne çıkarıp, Hz. Osman'ın evini sardıkları zaman, onun imdadına gitti. Babasının şehit olmasından sonra, altı ay halifelik yaptı.<br />
Hz. Hasan daha küçük yaştayken, Resulullah efendimizin; “Bu oğlum seyyiddir. Ümit ederim ki, ALLAHü teâlâ onun vasıtasıyla iki tarafın arasını bulur” hadis-i şerifine mazhar oldu.<br />
Hz. Hasan, zevcesi Cade binti Eşas tarafından, 669 senesinde zehirlenerek şehit edildi. Cenaze namazını Said bin As kıldırdı. Kardeşi Hz. Hüseyin tarafından Medine-i münevveredeki Bakî kabristanlığına defnedildi.<br />
Hz. Hasan hakkında sevgili Peygamberimiz; “Hasan ile Hüseyin, cennet gençlerinin büyüğüdür. Babaları onlardan efdaldir” buyurdu.<br />
Hz. Hasan oniki imamın ikincisidir. Birincisi Hz. Ali'dir. Vilâyet yolunda bütün velîlere feyz ve ihsanlar, bu oniki imam vasıtasıyla gelir.<br />
Onbeş erkek ve sekiz kız evladı olan Hz. Hasan'ın soyundan gelenlere Şerif denir. Resulullah efendimizin soyu, Hz. Hasan ve kardeşi Hz. Hüseyin'in çocukları ile devam etmiştir.<br />
Peygamber efendimiz birgün Hasan, Hüseyin, Fatıma ve Ali’yi, abası altına alıp, Ahzâb suresinin 33. ayetini okuyup; "Ey ehl-i beytim! ALLAHü teâlâ sizlerden ricsi, her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor" buyurduktan sonra, şunları ilave ettiler: “ALLAHım! Benim ehl-i beytim bunlardır!”<br />
Her müslümanın sevmesi lazım gelen ehl-i beytten olan Hz. Hasan, beyaz ve güzel yüzlü olup, yüzü Resulullaha çok benzeyen yedi kişiden birisidir. Resulullah efendimize ondan daha çok benzeyen kimse yoktu.<br />
Birgün Hz. Ebu Bekir, ikindi namazını kıldıktan sonra, yolda oynayan Hz. Hasan’ın yanına gitti. Onu omuzlarına aldı. Hz. Ali’ye buyurdu ki:<br />
- Ya Ali! Sana değil de, tamamen Resulullah efendimize benziyor.<br />
Bunun üzerine, Hz. Ali tebessüm etti.<br />
Hilm, yani yumuşaklık, rıza, sabır ve kerem, yani cömertlik sahibiydi. İki defa her şeyini ALLAH rızası için dağıttı.<br />
Bir kişinin, münacatında; “Ya Rabbî! Bana on bin altın ihsan eyle!” dediğini işitince, aceleyle evine gitti ve adamın münacatında istediğini gönderdi.<br />
Bol sadaka verirdi. Alış-verişlerinde pazarlık eder, ucuz almaya çalışırdı. Kendisine dediler ki:<br />
- Bir günde binlerce dirhem sadaka veriyorsun da bir şey satın alırken niçin uzun uzun pazarlık edip yoruluyorsun?<br />
- Verdiklerimi ALLAH rızası için veriyorum. Ne kadar versem yine azdır. Fakat alış-verişte aldanmak, aklın ve malın noksan olmasıdır.<br />
Aldığı bir hediyeye değerinden fazla karşılık verirdi. Yirmibeş kere yaya olarak hacca gitti. Birgün Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı. Bir hurmalıkta dinlendiler. Abdullah bin Zübeyr dedi ki:<br />
- Ağaçta hurma olsaydı, iyi olurdu.<br />
Hz. Hasan, sessizce duâ etti. Bir ağaç hemen yeşerip hurma ile doldu. Orada bulunanlar; “Bu sihirdir” dediler. Hz. Hasan buyurdu ki:<br />
- Hayır, sihir değil, Resulullahın torununun kabul olan duâsı ile cenab-ı Hak yaratmıştır.<br />
Hz. Hasan, kızına ve yeğenlerine nasihat eder; “İlme çalışınız! Ezber zorunuza gidiyorsa, yazınız ve evlerinize götürünüz” buyururdu.<br />
Hz. Hasan ve Hüseyin birgün çölde gidiyorlardı. Bir ihtiyarın abdest aldığını gördüler. Abdesti doğru almıyor, şartlarına uymuyordu. Yaşlı olduğu için, “Böyle abdest sahih olmaz” demeye sıkıldılar. Yanına giderek dediler ki:<br />
- Mübarek efendim! Birbirimizden daha iyi abdest aldığımızı söylüyoruz. Birer abdest alalım. Hangimizin haklı olduğunu bize bildirir misiniz?<br />
Önce Hz. Hasan, sonra Hz. Hüseyin güzel bir abdest aldılar. Aldıkları abdest tamamen birbirinin aynıydı. İhtiyar, dikkatle baktı ve sonra dedi ki:<br />
- Evlatlarım! Aldığınız abdestin birbirinden hiçbir farkı yok. Aslında ben abdest almasını bilmiyormuşum. Abdest almasını şimdi sizden öğrendim.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HZ. HÜSEYİN (r.anh)<br />
<br />
Ümm-i Hâris hazretleri anlatır:<br />
Birgün Resulullahın huzuruna varıp, bir rüya gördüğümü ve çok korktuğumu arzettiğim zaman, buyurdular ki:<br />
- Ne gördün?<br />
- Sizin vücudunuzdan bir parça kestiler, benim yanıma eklediler.<br />
- İyi görmüşsün, Fatıma'nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacaktır.<br />
Bir müddet sonra, Hz. Hüseyin dünyaya geldi. Resulullah her sabah namazını kıldıktan sonra, mübarek yüzünü eshab-ı kirama çevirirlerdi. Üzüntülü kimseler yüzünü görseler, mesrur olurlardı. O gün sabah namazından sonra, yüzlerini döndürmeden, Hz. Ali'yi çağırdılar. Beraber mescidden çıktılar. Eshab-ı kiram nereye, niçin gittiklerini anlayamadılar. Tekrar dönerler diye oturdular. İkisi Hz. Fatıma'nın evine gittiler.<br />
Peygamberimiz Hz. Ali'ye, kapıda durup, kimseyi içeri sokmamasını emretmişlerdi. Hz. Hüseyin doğmuş, melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hz. Ebu Bekir duramayıp, Hz. Ali'nin evine gitti. Sonra Hz. Ömer, sonra Hz. Osman ve bütün eshab-ı kiram Hz. Ali'nin evine gittiler.<br />
Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali'den, Resulullahın nerede olduğunu sordu. Hz. Ali, içerde olduklarını bildirince, Hz. Ebu Bekir buyurdu ki:<br />
- İzin verirsen, ben de gireyim.<br />
- ALLAHın Resulü meşguldür.<br />
- Benim içeri girmememi sana emretti mi?<br />
- Hayır, yalnız dörtyüzyirmidörtbin melek geldi.<br />
Hz. Ebu Bekir hayret edip, durdu.<br />
Bir müddet sonra, Resulullah dışarı çıkıp, herkesin içeri girmesini emrettiler. Eshab-ı kiram içeri girdiler. Hz. Ali'nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. Resulullah efendimiz Hz. Ali'ye sordular:<br />
- Meleklerin sayısını nasıl bildin?<br />
- Melekler grup grup geliyorlardı. Herbiri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi.<br />
Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
- ALLAH aklını ziyade etsin ya Ali!<br />
Resulullah efendimiz Hz. Hüseyin doğduğu zaman, kulağına, (O, cennet gençlerinin efendisi, seyyididir) diye seslenmişlerdi.<br />
Hz. Üsame bin Zeyd, bir gece Peygamber aleyhisselamı gördüğünü ve Onun, (Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır. ALLAHım ben onları seviyorum, sen de onları sev ve onları sevenleri de sev) buyurduğunu rivayet etmektedir.<br />
Bir defasında da, (Hüseyin benden, ben Hüseyin'denim, ALLAHü teâlâ Hüseyin'i seveni sever) buyurmuştu.<br />
ALLAHü teâlâ Kur'an-ı kerimde, ehl-i beyte, mealen buyuruyor ki:<br />
(ALLAHü teâlâ, sizlerden ricsi, yani her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.)<br />
Bu ayet-i kerime gelince, eshab-ı kiram sordular.<br />
- Ya ResulALLAH! Ehl-i beyt kimlerdir?<br />
O esnada, Hz. Ali geldi. Mübarek hırkasının altına aldılar. Fatıma-tüz-Zehra da geldi. Onu da yanına aldılar. İmam-ı Hasan geldi. Onu da bir yanına, sonra gelen İmam-ı Hüseyin'i de öbür tarafına alarak buyurdular ki:<br />
- İşte bunlar, benim ehl-i beytimdir.<br />
Bu ayet-i kerime ve ilgili hadis-i şerifler, Resulullahın iki mübarek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmektedir.<br />
Hz. Hüseyin buyurdu ki:<br />
Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Übey bin Kâb da orada idi. Bana, "Merhaba, ey Ebu Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü" diye hitap ettiler. Übey bin Kâb hazretleri dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Gökler ve yer için, senden başka süs var mıdır?<br />
Resulullah bunun üzerine buyurdular ki:<br />
- Beni insanlara Peygamber olarak gönderen ALLAHü teâlânın hakkı için, Hüseyin bin Ali, yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyade süs, göklerin tabakalarıdır.<br />
Birgün Hz. Hüseyin, Resulullah efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu. Hava yağmurlu idi. Resulullah efendimiz duâ buyurdu. Hz. Hüseyin eve gidinceye kadar, yağmur ara verdi.<br />
Birgün Resulullah efendimiz, Hz. Hüseyin'i sağ dizine, oğlu İbrahim'i sol dizine aldı. Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:<br />
- Hak teâlâ, bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç!<br />
Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
- Eğer Hüseyin vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Ali'nin ve Fatıma'nın da canları yanar. Eğer İbrahim giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne tercih ediyorum.<br />
Üç gün sonra oğulları İbrahim vefat etti.<br />
Resulullah efendimiz, Hz. Hüseyin yanına her gelişinde, onu öper ve buyururdu ki:<br />
- Selamet ve saadet o kimseye ki, oğlum İbrahim'i ona feda ettim.<br />
Hz. Hüseyin'in ilk çocukluğu Resulullah efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Ancak bu hâl, çok sürmedi. Zira Peygamber efendimiz vefat ettiler. Hz. Hüseyin, bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı.<br />
Hz. Hüseyin'in yüzü, karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Yaya olarak yirmibeş defa hacca gitti. Beraberindekiler bineklere binse de, kendisi binmezdi. Çok cömert idi. Buyurdular ki:<br />
- Cömert, efendi olur; cimri, hor olur. Bu âlemde bir mümin kardeşinin iyiliğini, kendinden önce düşünen, öbür âlemde daha iyisini bulur.<br />
Eshab-ı kiramdan Hz. Dıhye, devamlı ticaret için sefere gider gelirdi. Çok güzel yüzlü idi. Cebrail aleyhisselam çok defa Resulullahın huzuruna Dıhye şeklinde gelirdi. Birgün Cebrail aleyhisselam Fahr-i âlem hazretlerinin huzurunda bulunuyordu.<br />
O zaman henüz küçük olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den biri, Cebrail aleyhisselamı gördü. Hemen kardeşinin yanına koşarak dedi ki:<br />
- Dıhye, dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim.<br />
Koşup mescide girdiler.<br />
Cebrail aleyhisselamın dizlerine oturdular. Ellerini Cebrail aleyhisselamın koynuna soktular. Resulullah efendimiz, torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip, mâni olmak istedi. Cebrail aleyhisselam, Resulullahın mahcup olduğunu görünce, dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Niçin sıkılıyorsunuz? Fatıma teheccüd namazını kılarken, Hak teâlâ beni gönderir, bunların beşiklerini sallardım. Böylece Hz. Fatıma rahatça namazını kılardı. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken, bunlar ağlardı. Hak teâlâ yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye, beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Çocukların bu hareketini bana karşı edepsizlik saymayın. Bunların yanıma gelip, ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur.<br />
Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
- Ey kardeşim Cebrail! Şimdi bir şey yapmadılar. Daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. Çünkü, eshabımdan Dıhye isminde birisi vardır. Çok kere sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediye getirir. Sizi Dıhye zannedip, ellerini koynunuza soktular.<br />
Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam, “Ya Rabbi! Beni Habibinin yanında utandırma” diye duâ etti.<br />
Oturduğu yerden ellerini cennete uzattı. Bir yeşil salkım üzüm, bir kırmızı nar eline geldi. Hz. Hasan üzümü, Hz. Hüseyin de narı aldı. Bunları yerlerken, bir dilenci gelip dedi ki:<br />
- Ey ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?<br />
Resulullahın yüksek yaratılışlı torunları, dilenciye vermek istediklerinde, Cebrail aleyhisselam mâni olarak dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! O dilenci şeytandır. Cennet meyveleri ona haram iken, hile ile ondan yemek istedi.<br />
Hz. Hüseyin hep babasının yanında idi. Babası şehit olunca, Medine'ye geldi. Yezîd'e biat etmedi. Kufeliler kendisini çağırıp halife yapmak istedi. Kardeşi MUHAMMED bin Hanefiyye, İbni Ömer, İbni Abbas ve daha nice eshab-ı kiram mâni oldular ise de, kabul etmeyip yetmişiki kişi ile Mekke'den Irak'a yola çıktı.<br />
Irak valisi Ubeydullah bin Ziyad, Ömer bin Sâd kumandasında bir ordu gönderdi. Ömer, geri dönmesini bildirdi ise de, İmam kabul etmeyip harp etti. 681 yılında Muharremin onuncu günü Kerbela'da şehit oldu. Yezîd bunu duyunca, çok üzüldü. “ALLAH İbni Mercane'ye (ibni Ziyad'a) lanet eylesin! Hüseyin'in isteklerini kabul etmeyip de onu şehit ettirdi. Böylece beni kötü tanıttı” dedi. Hz. Hüseyin'in mübarek oğlu Zeynelabidin küçük olduğu için öldürülmedi. Kadınlar ve İmamın mübarek başı ile Şam'a gönderildi. Mübarek başı, Mısır'da Karafe kabristanında medfundur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[PEYGAMBERİMİZİN İKİ TORUNU HASAN VE HÜSEYİN<br />
HZ. HASAN (r.anh)<br />
<br />
Peygamber efendimizin, "Cennet gençlerinin seyyidi, efendisidir" buyurduğu, torunu Hz. Hasan, 625 senesinin Ramazan ayının ortasında doğdu. Peygamber efendimiz, kulağına ezan ve ikamet okuyup, ismini Hasan koydu. Doğumunun yedinci günü akika olarak iki tane koç kesti. Saçını da kestirip, ağırlığınca gümüş sadaka verdi.<br />
Âlemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimizin terbiyesiyle yetişip, büyüyen Hz. Hasan, mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Peygamberimiz, Hz.Hasan'ı çok sever, ona şefkatle muamele ederdi.<br />
Bir defasında Hz. Hasan, kardeşi Hz. Hüseyin ile Resulullahın huzurunda güreşiyorlardı. Resulullah efendimiz, Hz. Hasan'ı teşvik buyurdular. Anneleri Fatıma-tüz-Zehra, babasına dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Hasan büyüktür, hep onun tarafını tutuyorsunuz. Hâlbuki küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir?<br />
Bunun üzerine buyurdular ki:<br />
- Ya Fatıma! Cebrail aleyhisselam, Hüseyin'e yardım ediyor.<br />
Ebu Eyyûb-el-Ensarî, Hasan ile Hüseyin'in, Resulullahın huzurunda oynadıkları sırada huzurlarına girince dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Sen bunları çok mu seviyorsun?<br />
Peygamber efendimiz de buyurdu ki:<br />
- Nasıl sevmem. Bunlar benim dünyada öpüp, kokladığım iki reyhanımdır.<br />
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre, birgün Resulullah efendimiz Hz. Hasan'ı kucağına oturtmuştu. O da mübarek sakallarıyla oynuyordu. Resulullah efendimiz üç defa buyurdu ki:<br />
- Ben bunu çok seviyorum. Sen de sev! Onu sevenleri de sev!<br />
Hz. Hasan henüz akıl ve baliğ olmadan Resulullaha biat eden çocuklardandı. Sekiz yaşına geldiği zaman, 632'de, önce dedesi, sonra da annesi Fatıma-tüz-Zehra vefat edince, yetim kaldı. Bundan sonra da babası Hz. Ali'nin terbiyesinde büyüdü.<br />
Abdullah bin Sebe taraftarları fitne çıkarıp, Hz. Osman'ın evini sardıkları zaman, onun imdadına gitti. Babasının şehit olmasından sonra, altı ay halifelik yaptı.<br />
Hz. Hasan daha küçük yaştayken, Resulullah efendimizin; “Bu oğlum seyyiddir. Ümit ederim ki, ALLAHü teâlâ onun vasıtasıyla iki tarafın arasını bulur” hadis-i şerifine mazhar oldu.<br />
Hz. Hasan, zevcesi Cade binti Eşas tarafından, 669 senesinde zehirlenerek şehit edildi. Cenaze namazını Said bin As kıldırdı. Kardeşi Hz. Hüseyin tarafından Medine-i münevveredeki Bakî kabristanlığına defnedildi.<br />
Hz. Hasan hakkında sevgili Peygamberimiz; “Hasan ile Hüseyin, cennet gençlerinin büyüğüdür. Babaları onlardan efdaldir” buyurdu.<br />
Hz. Hasan oniki imamın ikincisidir. Birincisi Hz. Ali'dir. Vilâyet yolunda bütün velîlere feyz ve ihsanlar, bu oniki imam vasıtasıyla gelir.<br />
Onbeş erkek ve sekiz kız evladı olan Hz. Hasan'ın soyundan gelenlere Şerif denir. Resulullah efendimizin soyu, Hz. Hasan ve kardeşi Hz. Hüseyin'in çocukları ile devam etmiştir.<br />
Peygamber efendimiz birgün Hasan, Hüseyin, Fatıma ve Ali’yi, abası altına alıp, Ahzâb suresinin 33. ayetini okuyup; "Ey ehl-i beytim! ALLAHü teâlâ sizlerden ricsi, her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor" buyurduktan sonra, şunları ilave ettiler: “ALLAHım! Benim ehl-i beytim bunlardır!”<br />
Her müslümanın sevmesi lazım gelen ehl-i beytten olan Hz. Hasan, beyaz ve güzel yüzlü olup, yüzü Resulullaha çok benzeyen yedi kişiden birisidir. Resulullah efendimize ondan daha çok benzeyen kimse yoktu.<br />
Birgün Hz. Ebu Bekir, ikindi namazını kıldıktan sonra, yolda oynayan Hz. Hasan’ın yanına gitti. Onu omuzlarına aldı. Hz. Ali’ye buyurdu ki:<br />
- Ya Ali! Sana değil de, tamamen Resulullah efendimize benziyor.<br />
Bunun üzerine, Hz. Ali tebessüm etti.<br />
Hilm, yani yumuşaklık, rıza, sabır ve kerem, yani cömertlik sahibiydi. İki defa her şeyini ALLAH rızası için dağıttı.<br />
Bir kişinin, münacatında; “Ya Rabbî! Bana on bin altın ihsan eyle!” dediğini işitince, aceleyle evine gitti ve adamın münacatında istediğini gönderdi.<br />
Bol sadaka verirdi. Alış-verişlerinde pazarlık eder, ucuz almaya çalışırdı. Kendisine dediler ki:<br />
- Bir günde binlerce dirhem sadaka veriyorsun da bir şey satın alırken niçin uzun uzun pazarlık edip yoruluyorsun?<br />
- Verdiklerimi ALLAH rızası için veriyorum. Ne kadar versem yine azdır. Fakat alış-verişte aldanmak, aklın ve malın noksan olmasıdır.<br />
Aldığı bir hediyeye değerinden fazla karşılık verirdi. Yirmibeş kere yaya olarak hacca gitti. Birgün Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı. Bir hurmalıkta dinlendiler. Abdullah bin Zübeyr dedi ki:<br />
- Ağaçta hurma olsaydı, iyi olurdu.<br />
Hz. Hasan, sessizce duâ etti. Bir ağaç hemen yeşerip hurma ile doldu. Orada bulunanlar; “Bu sihirdir” dediler. Hz. Hasan buyurdu ki:<br />
- Hayır, sihir değil, Resulullahın torununun kabul olan duâsı ile cenab-ı Hak yaratmıştır.<br />
Hz. Hasan, kızına ve yeğenlerine nasihat eder; “İlme çalışınız! Ezber zorunuza gidiyorsa, yazınız ve evlerinize götürünüz” buyururdu.<br />
Hz. Hasan ve Hüseyin birgün çölde gidiyorlardı. Bir ihtiyarın abdest aldığını gördüler. Abdesti doğru almıyor, şartlarına uymuyordu. Yaşlı olduğu için, “Böyle abdest sahih olmaz” demeye sıkıldılar. Yanına giderek dediler ki:<br />
- Mübarek efendim! Birbirimizden daha iyi abdest aldığımızı söylüyoruz. Birer abdest alalım. Hangimizin haklı olduğunu bize bildirir misiniz?<br />
Önce Hz. Hasan, sonra Hz. Hüseyin güzel bir abdest aldılar. Aldıkları abdest tamamen birbirinin aynıydı. İhtiyar, dikkatle baktı ve sonra dedi ki:<br />
- Evlatlarım! Aldığınız abdestin birbirinden hiçbir farkı yok. Aslında ben abdest almasını bilmiyormuşum. Abdest almasını şimdi sizden öğrendim.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HZ. HÜSEYİN (r.anh)<br />
<br />
Ümm-i Hâris hazretleri anlatır:<br />
Birgün Resulullahın huzuruna varıp, bir rüya gördüğümü ve çok korktuğumu arzettiğim zaman, buyurdular ki:<br />
- Ne gördün?<br />
- Sizin vücudunuzdan bir parça kestiler, benim yanıma eklediler.<br />
- İyi görmüşsün, Fatıma'nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacaktır.<br />
Bir müddet sonra, Hz. Hüseyin dünyaya geldi. Resulullah her sabah namazını kıldıktan sonra, mübarek yüzünü eshab-ı kirama çevirirlerdi. Üzüntülü kimseler yüzünü görseler, mesrur olurlardı. O gün sabah namazından sonra, yüzlerini döndürmeden, Hz. Ali'yi çağırdılar. Beraber mescidden çıktılar. Eshab-ı kiram nereye, niçin gittiklerini anlayamadılar. Tekrar dönerler diye oturdular. İkisi Hz. Fatıma'nın evine gittiler.<br />
Peygamberimiz Hz. Ali'ye, kapıda durup, kimseyi içeri sokmamasını emretmişlerdi. Hz. Hüseyin doğmuş, melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hz. Ebu Bekir duramayıp, Hz. Ali'nin evine gitti. Sonra Hz. Ömer, sonra Hz. Osman ve bütün eshab-ı kiram Hz. Ali'nin evine gittiler.<br />
Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali'den, Resulullahın nerede olduğunu sordu. Hz. Ali, içerde olduklarını bildirince, Hz. Ebu Bekir buyurdu ki:<br />
- İzin verirsen, ben de gireyim.<br />
- ALLAHın Resulü meşguldür.<br />
- Benim içeri girmememi sana emretti mi?<br />
- Hayır, yalnız dörtyüzyirmidörtbin melek geldi.<br />
Hz. Ebu Bekir hayret edip, durdu.<br />
Bir müddet sonra, Resulullah dışarı çıkıp, herkesin içeri girmesini emrettiler. Eshab-ı kiram içeri girdiler. Hz. Ali'nin meleklerin sayısındaki sözü söylendi. Resulullah efendimiz Hz. Ali'ye sordular:<br />
- Meleklerin sayısını nasıl bildin?<br />
- Melekler grup grup geliyorlardı. Herbiri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi.<br />
Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
- ALLAH aklını ziyade etsin ya Ali!<br />
Resulullah efendimiz Hz. Hüseyin doğduğu zaman, kulağına, (O, cennet gençlerinin efendisi, seyyididir) diye seslenmişlerdi.<br />
Hz. Üsame bin Zeyd, bir gece Peygamber aleyhisselamı gördüğünü ve Onun, (Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır. ALLAHım ben onları seviyorum, sen de onları sev ve onları sevenleri de sev) buyurduğunu rivayet etmektedir.<br />
Bir defasında da, (Hüseyin benden, ben Hüseyin'denim, ALLAHü teâlâ Hüseyin'i seveni sever) buyurmuştu.<br />
ALLAHü teâlâ Kur'an-ı kerimde, ehl-i beyte, mealen buyuruyor ki:<br />
(ALLAHü teâlâ, sizlerden ricsi, yani her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.)<br />
Bu ayet-i kerime gelince, eshab-ı kiram sordular.<br />
- Ya ResulALLAH! Ehl-i beyt kimlerdir?<br />
O esnada, Hz. Ali geldi. Mübarek hırkasının altına aldılar. Fatıma-tüz-Zehra da geldi. Onu da yanına aldılar. İmam-ı Hasan geldi. Onu da bir yanına, sonra gelen İmam-ı Hüseyin'i de öbür tarafına alarak buyurdular ki:<br />
- İşte bunlar, benim ehl-i beytimdir.<br />
Bu ayet-i kerime ve ilgili hadis-i şerifler, Resulullahın iki mübarek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmektedir.<br />
Hz. Hüseyin buyurdu ki:<br />
Birgün yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Übey bin Kâb da orada idi. Bana, "Merhaba, ey Ebu Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü" diye hitap ettiler. Übey bin Kâb hazretleri dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Gökler ve yer için, senden başka süs var mıdır?<br />
Resulullah bunun üzerine buyurdular ki:<br />
- Beni insanlara Peygamber olarak gönderen ALLAHü teâlânın hakkı için, Hüseyin bin Ali, yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyade süs, göklerin tabakalarıdır.<br />
Birgün Hz. Hüseyin, Resulullah efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu. Hava yağmurlu idi. Resulullah efendimiz duâ buyurdu. Hz. Hüseyin eve gidinceye kadar, yağmur ara verdi.<br />
Birgün Resulullah efendimiz, Hz. Hüseyin'i sağ dizine, oğlu İbrahim'i sol dizine aldı. Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:<br />
- Hak teâlâ, bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç!<br />
Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
- Eğer Hüseyin vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Ali'nin ve Fatıma'nın da canları yanar. Eğer İbrahim giderse, en çok ben üzülürüm. Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne tercih ediyorum.<br />
Üç gün sonra oğulları İbrahim vefat etti.<br />
Resulullah efendimiz, Hz. Hüseyin yanına her gelişinde, onu öper ve buyururdu ki:<br />
- Selamet ve saadet o kimseye ki, oğlum İbrahim'i ona feda ettim.<br />
Hz. Hüseyin'in ilk çocukluğu Resulullah efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Ancak bu hâl, çok sürmedi. Zira Peygamber efendimiz vefat ettiler. Hz. Hüseyin, bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında tamamladı.<br />
Hz. Hüseyin'in yüzü, karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Yaya olarak yirmibeş defa hacca gitti. Beraberindekiler bineklere binse de, kendisi binmezdi. Çok cömert idi. Buyurdular ki:<br />
- Cömert, efendi olur; cimri, hor olur. Bu âlemde bir mümin kardeşinin iyiliğini, kendinden önce düşünen, öbür âlemde daha iyisini bulur.<br />
Eshab-ı kiramdan Hz. Dıhye, devamlı ticaret için sefere gider gelirdi. Çok güzel yüzlü idi. Cebrail aleyhisselam çok defa Resulullahın huzuruna Dıhye şeklinde gelirdi. Birgün Cebrail aleyhisselam Fahr-i âlem hazretlerinin huzurunda bulunuyordu.<br />
O zaman henüz küçük olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den biri, Cebrail aleyhisselamı gördü. Hemen kardeşinin yanına koşarak dedi ki:<br />
- Dıhye, dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim.<br />
Koşup mescide girdiler.<br />
Cebrail aleyhisselamın dizlerine oturdular. Ellerini Cebrail aleyhisselamın koynuna soktular. Resulullah efendimiz, torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip, mâni olmak istedi. Cebrail aleyhisselam, Resulullahın mahcup olduğunu görünce, dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! Niçin sıkılıyorsunuz? Fatıma teheccüd namazını kılarken, Hak teâlâ beni gönderir, bunların beşiklerini sallardım. Böylece Hz. Fatıma rahatça namazını kılardı. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken, bunlar ağlardı. Hak teâlâ yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye, beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Çocukların bu hareketini bana karşı edepsizlik saymayın. Bunların yanıma gelip, ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur.<br />
Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
- Ey kardeşim Cebrail! Şimdi bir şey yapmadılar. Daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. Çünkü, eshabımdan Dıhye isminde birisi vardır. Çok kere sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediye getirir. Sizi Dıhye zannedip, ellerini koynunuza soktular.<br />
Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam, “Ya Rabbi! Beni Habibinin yanında utandırma” diye duâ etti.<br />
Oturduğu yerden ellerini cennete uzattı. Bir yeşil salkım üzüm, bir kırmızı nar eline geldi. Hz. Hasan üzümü, Hz. Hüseyin de narı aldı. Bunları yerlerken, bir dilenci gelip dedi ki:<br />
- Ey ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?<br />
Resulullahın yüksek yaratılışlı torunları, dilenciye vermek istediklerinde, Cebrail aleyhisselam mâni olarak dedi ki:<br />
- Ya ResulALLAH! O dilenci şeytandır. Cennet meyveleri ona haram iken, hile ile ondan yemek istedi.<br />
Hz. Hüseyin hep babasının yanında idi. Babası şehit olunca, Medine'ye geldi. Yezîd'e biat etmedi. Kufeliler kendisini çağırıp halife yapmak istedi. Kardeşi MUHAMMED bin Hanefiyye, İbni Ömer, İbni Abbas ve daha nice eshab-ı kiram mâni oldular ise de, kabul etmeyip yetmişiki kişi ile Mekke'den Irak'a yola çıktı.<br />
Irak valisi Ubeydullah bin Ziyad, Ömer bin Sâd kumandasında bir ordu gönderdi. Ömer, geri dönmesini bildirdi ise de, İmam kabul etmeyip harp etti. 681 yılında Muharremin onuncu günü Kerbela'da şehit oldu. Yezîd bunu duyunca, çok üzüldü. “ALLAH İbni Mercane'ye (ibni Ziyad'a) lanet eylesin! Hüseyin'in isteklerini kabul etmeyip de onu şehit ettirdi. Böylece beni kötü tanıttı” dedi. Hz. Hüseyin'in mübarek oğlu Zeynelabidin küçük olduğu için öldürülmedi. Kadınlar ve İmamın mübarek başı ile Şam'a gönderildi. Mübarek başı, Mısır'da Karafe kabristanında medfundur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN 40 ÖNEMLİ HADİSİ]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-peygamber-efendimiz-in-40-onemli-hadisi.html</link>
			<pubDate>Fri, 13 Jan 2023 17:27:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=18">derya</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-peygamber-efendimiz-in-40-onemli-hadisi.html</guid>
			<description><![CDATA[PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN 40 ÖNEMLİ HADİSİ<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Allah (c.c)'un kendisine itaat ve ibadet etmeleri amacıyla yarattığı biz kullarını imtihan etmek amacıyla gönderdiği dünyada, hakikat olan cennet yolunu göstermek için son resul Peygamber Efendimiz (SAV)'i kendisine elçi seçmiştir. Peygamber Efendimiz (SAV)'in mübarek ağzından çıkan sözler ise hadis-i şerif olarak nitelendirilir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV), kendisinden sonraki dönemlerde kulların yanlış yola sapıp, cehennemlik olmamaları için iki önemli sahih kaynak bırakarak vefat etmiştir.<br />
<br />
Bu kaynaklardan birincisi Allah (c.c)'un kitabı olan Kuran-ı Kerim, ikincisi de hadislerinden oluşan Sünnet’idir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV)'in sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğini tavsiye ettiği bu iki önemli kaynağı bırakmamamız için Kuran-ı Kerim'i anlayarak bol bol okumalı ve hadisi şeriflerden oluşan sünnetleri hayatımıza tatbik edebilmek için çaba sarf etmeliyiz.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV)'in bir hadis-i şerifinde,<br />
<br />
''Ümmetimin din işlerinde faydalı kırk hadis ezberleyen, âlimlerle haşr olur.'' (TABERANİ) buyrulmaktadır.<br />
<br />
Biz de Peygamber Efendimiz (SAV)'in hayata yön verip doğru yolu bulmamıza yardımcı olacak en güzel 40 Hadis-i şerifi, sahih kaynaklarıyla beraber sizler için bir araya getirdik.<br />
<br />
<br />
<br />
İŞTE PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNDEN 40 TANESİ...<br />
<br />
1- "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar."<br />
<br />
(Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)<br />
<br />
2- "Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir."<br />
<br />
Buhari, Bedu'l-vahy, 4.<br />
<br />
3- ''İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.''<br />
<br />
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16<br />
<br />
4- ''Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.''<br />
<br />
Tirmizî, İlim, 14.<br />
<br />
<br />
5- ''İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda nöbet tutarak geçiren göz.''<br />
<br />
Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.<br />
<br />
6- ''(Mü’min) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.''<br />
<br />
Tirmizî, Birr, 58.<br />
<br />
7- ''Bizi aldatan bizden değildir.''<br />
<br />
Müslim, Îman, 164.<br />
<br />
8- “Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.”<br />
<br />
(Ebû Dâvûd, Libâs, 4.)<br />
<br />
9- “Allah, her işte ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir.''<br />
<br />
(Müslim, Sayd ve Zebâih, 57.)<br />
<br />
10- “Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ettiği zaman kalbi parlar. Günahtan dönmez ve bunu yapmaya devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar. Allah’ın (Kitabında) ‘Hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.’ (Mutaffifîn, 83/14.) diye anlattığı pas işte budur.”<br />
<br />
(Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83.)<br />
<br />
11- “Kim duyulsun diye iyilik yaparsa, Allah (onun bu niyetini herkese) duyurur. Kim gösteriş için iyilik yaparsa, Allah da (onun bu riyakârlığını herkese) gösterir.”<br />
<br />
(Müslim, Zühd, 48.)<br />
<br />
12- “Mümin, yeşil ekine benzer. Rüzgâr hangi taraftan eserse<br />
onu o tarafa yatırır (fakat yıkılmaz), rüzgâr sakinleştiğinde<br />
yine doğrulur. İşte mümin de böyledir; o, bela ve musibetler<br />
sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz). Kâfir ise sert ve dimdik selvi<br />
ağacına benzer ki Allah onu dilediği zaman (bir defada)<br />
söküp devirir.”<br />
<br />
(Buhârî, Tevhid, 31.)<br />
<br />
13- "Dua, ibadetin özüdür.”<br />
<br />
(Tirmizî, Deavât, 1)<br />
<br />
<br />
14- ''Sizden birinin, bir lokması düştüğünde onu alsın, temizleyip yesin, şeytana bırakmasın.”<br />
<br />
[Müslim, Eşribe, 136]<br />
<br />
15- “İyilik güzel ahlaktır; günah da içinde tereddüt uyandıran ve halkın bilmesini istemediğin şeydir.”<br />
<br />
[Müslim, el-Birrü ve’s Sıle, 2553]<br />
<br />
<br />
16- “Dünyada garip yahut yolcu ol.”<br />
<br />
[Buhârî, Rikak, babu kavlin Nebiyi, 11/199, 200]<br />
<br />
<br />
17- “Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (mâlâyâniyi) terk<br />
etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.”<br />
<br />
(Tirmizî, Zühd, 11.)<br />
<br />
18- "İnsanların Allah'tan en uzak olanı, katı kalpli kimselerdir."<br />
<br />
(Tirmizî, "Zühd",61)<br />
<br />
19- ''Mizana ilk konacak amel güzel ahlak ve cömertliktir.''<br />
<br />
(İhya C. 3 S. 116)<br />
<br />
20- ''İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.''<br />
<br />
İbn Mâce, Ruhûn, 4.<br />
<br />
21- “Doğru olmayan birşey gördüğünüzde veya işittiğinizde, insanların heybeti, hakkı söylemekten sizi alıkoymasın.”<br />
<br />
[İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir, 2/185.]<br />
<br />
22- ''Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.''<br />
<br />
Buhari, İman, 7; Müslim, İman, 71.<br />
<br />
23- ''Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.''<br />
<br />
Tirmizi, Birr, 33.<br />
<br />
24- ''Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.''<br />
<br />
Buhari, Edeb, 31, 85; Müslim, İman, 74, 75.<br />
<br />
25- “Kim evlenirse imanın yarısını tamamlamış olur; kalan diğer yarısı hakkında ise Allah’tan korksun!”<br />
<br />
(Heysemî, IV, 252)<br />
<br />
26- “Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddî imkânı varsa, hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa, nafile oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.”<br />
<br />
(İbn-i Mâce, Nikâh, 1/1846)<br />
<br />
27- “Âmâ'ya veya yol sorana yol göstermen, sadakadır. Güçsüz birine yardım etmen, sadakadır. Konuşmakta güçlük çekenin meramını ifade edivermen sadakadır.”<br />
<br />
(İbn Hanbel, V, 152, 169.)<br />
<br />
28- “Kimin bir kız çocuğu dünyaya gelir de onu toprağa gömmeden, horlamadan ve üzerine erkek çocuğunu tercih etmeden yetiştirecek olursa Allah Teâlâ o kimseyi cennetine koyacaktır.”<br />
<br />
(Ahmed, Müsned,(Tah: Muhammed Şakir, Had. no: 1957), c. IV, s. 294)<br />
<br />
29- "Allah'tan korkunuz; çocuklarınız arasında adaletli davranınız."<br />
<br />
(Müslim, Hibât 13)<br />
<br />
30- ''İslâm, güzel ahlâktır.''<br />
<br />
(Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225)<br />
<br />
31- ''Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.''<br />
<br />
(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)<br />
<br />
<br />
32- "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, sizden biriniz ben ona babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça iman etmiş olamaz."<br />
<br />
Buhârî, Sahih, İman, 8; Müslim, Sahih, İman, 69.<br />
<br />
33- "Ümmetimin içinden bana en şiddetli sevgisi olanlar, benden sonra gelip onlardan biri ehli ve malına karşılık beni görmek arzusunda olan insanlardır."<br />
<br />
Müslim, Sahih, Cennet, 4. H.No; 12.<br />
<br />
34- "Ümmetimin fesada uğradığı bir anda benim bir sünnetime yapışan için şehit sevabı vardır."<br />
<br />
El-Heysemi, Mecmeu'z-Zevâid, c.1. s.172.<br />
<br />
35- "Kim bana bir defa salavat-ı şerife okursa Allah Teala ona on salat eder."<br />
<br />
Müslim, Sahih, Salat, 17. H.No; 408.<br />
<br />
36- “Her kul öldüğü hal üzere dirilir.”<br />
<br />
[Müslim, Cennet 2878]<br />
<br />
37- “Ölüyü üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. İkisi geri döner; biri kalır: Ailesi ve malı geri döner; ameli ise kalır.”<br />
<br />
[Buhârî, Rikak, 11/315]<br />
<br />
38- “Namazda Fatiha suresini okumayan kimsenin namazı yoktur.”<br />
<br />
[Buhârî, Ezân 94; Müslim, Salât 34-37,( 394); Ebu Dâvud, Salât, 131-132 (822)]<br />
<br />
39- “Gücünüzün yettiği ibadeti yapın. Zira siz usanmadıkça Allah usanmaz.”<br />
<br />
[Buhârî Teheccüd 3/31; Müslim Müsafirin, 785]<br />
<br />
40- Alışveriş yapanlar meclisten ayrılmadıkları sürece muhayyerdirler. Eğer doğru konuşurlarsa alışverişlerinin bereketini görürler. Eğer bazı şeyleri saklarlarsa alışverişlerinin bereketi kaçar.”<br />
<br />
[Buhârî, Buyu’, 1532]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN 40 ÖNEMLİ HADİSİ<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Allah (c.c)'un kendisine itaat ve ibadet etmeleri amacıyla yarattığı biz kullarını imtihan etmek amacıyla gönderdiği dünyada, hakikat olan cennet yolunu göstermek için son resul Peygamber Efendimiz (SAV)'i kendisine elçi seçmiştir. Peygamber Efendimiz (SAV)'in mübarek ağzından çıkan sözler ise hadis-i şerif olarak nitelendirilir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV), kendisinden sonraki dönemlerde kulların yanlış yola sapıp, cehennemlik olmamaları için iki önemli sahih kaynak bırakarak vefat etmiştir.<br />
<br />
Bu kaynaklardan birincisi Allah (c.c)'un kitabı olan Kuran-ı Kerim, ikincisi de hadislerinden oluşan Sünnet’idir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV)'in sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğini tavsiye ettiği bu iki önemli kaynağı bırakmamamız için Kuran-ı Kerim'i anlayarak bol bol okumalı ve hadisi şeriflerden oluşan sünnetleri hayatımıza tatbik edebilmek için çaba sarf etmeliyiz.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (SAV)'in bir hadis-i şerifinde,<br />
<br />
''Ümmetimin din işlerinde faydalı kırk hadis ezberleyen, âlimlerle haşr olur.'' (TABERANİ) buyrulmaktadır.<br />
<br />
Biz de Peygamber Efendimiz (SAV)'in hayata yön verip doğru yolu bulmamıza yardımcı olacak en güzel 40 Hadis-i şerifi, sahih kaynaklarıyla beraber sizler için bir araya getirdik.<br />
<br />
<br />
<br />
İŞTE PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNDEN 40 TANESİ...<br />
<br />
1- "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar."<br />
<br />
(Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)<br />
<br />
2- "Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir."<br />
<br />
Buhari, Bedu'l-vahy, 4.<br />
<br />
3- ''İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.''<br />
<br />
Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16<br />
<br />
4- ''Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.''<br />
<br />
Tirmizî, İlim, 14.<br />
<br />
<br />
5- ''İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda nöbet tutarak geçiren göz.''<br />
<br />
Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.<br />
<br />
6- ''(Mü’min) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.''<br />
<br />
Tirmizî, Birr, 58.<br />
<br />
7- ''Bizi aldatan bizden değildir.''<br />
<br />
Müslim, Îman, 164.<br />
<br />
8- “Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.”<br />
<br />
(Ebû Dâvûd, Libâs, 4.)<br />
<br />
9- “Allah, her işte ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir.''<br />
<br />
(Müslim, Sayd ve Zebâih, 57.)<br />
<br />
10- “Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ettiği zaman kalbi parlar. Günahtan dönmez ve bunu yapmaya devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar. Allah’ın (Kitabında) ‘Hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.’ (Mutaffifîn, 83/14.) diye anlattığı pas işte budur.”<br />
<br />
(Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 83.)<br />
<br />
11- “Kim duyulsun diye iyilik yaparsa, Allah (onun bu niyetini herkese) duyurur. Kim gösteriş için iyilik yaparsa, Allah da (onun bu riyakârlığını herkese) gösterir.”<br />
<br />
(Müslim, Zühd, 48.)<br />
<br />
12- “Mümin, yeşil ekine benzer. Rüzgâr hangi taraftan eserse<br />
onu o tarafa yatırır (fakat yıkılmaz), rüzgâr sakinleştiğinde<br />
yine doğrulur. İşte mümin de böyledir; o, bela ve musibetler<br />
sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz). Kâfir ise sert ve dimdik selvi<br />
ağacına benzer ki Allah onu dilediği zaman (bir defada)<br />
söküp devirir.”<br />
<br />
(Buhârî, Tevhid, 31.)<br />
<br />
13- "Dua, ibadetin özüdür.”<br />
<br />
(Tirmizî, Deavât, 1)<br />
<br />
<br />
14- ''Sizden birinin, bir lokması düştüğünde onu alsın, temizleyip yesin, şeytana bırakmasın.”<br />
<br />
[Müslim, Eşribe, 136]<br />
<br />
15- “İyilik güzel ahlaktır; günah da içinde tereddüt uyandıran ve halkın bilmesini istemediğin şeydir.”<br />
<br />
[Müslim, el-Birrü ve’s Sıle, 2553]<br />
<br />
<br />
16- “Dünyada garip yahut yolcu ol.”<br />
<br />
[Buhârî, Rikak, babu kavlin Nebiyi, 11/199, 200]<br />
<br />
<br />
17- “Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (mâlâyâniyi) terk<br />
etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.”<br />
<br />
(Tirmizî, Zühd, 11.)<br />
<br />
18- "İnsanların Allah'tan en uzak olanı, katı kalpli kimselerdir."<br />
<br />
(Tirmizî, "Zühd",61)<br />
<br />
19- ''Mizana ilk konacak amel güzel ahlak ve cömertliktir.''<br />
<br />
(İhya C. 3 S. 116)<br />
<br />
20- ''İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.''<br />
<br />
İbn Mâce, Ruhûn, 4.<br />
<br />
21- “Doğru olmayan birşey gördüğünüzde veya işittiğinizde, insanların heybeti, hakkı söylemekten sizi alıkoymasın.”<br />
<br />
[İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir, 2/185.]<br />
<br />
22- ''Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.''<br />
<br />
Buhari, İman, 7; Müslim, İman, 71.<br />
<br />
23- ''Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.''<br />
<br />
Tirmizi, Birr, 33.<br />
<br />
24- ''Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.''<br />
<br />
Buhari, Edeb, 31, 85; Müslim, İman, 74, 75.<br />
<br />
25- “Kim evlenirse imanın yarısını tamamlamış olur; kalan diğer yarısı hakkında ise Allah’tan korksun!”<br />
<br />
(Heysemî, IV, 252)<br />
<br />
26- “Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddî imkânı varsa, hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa, nafile oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.”<br />
<br />
(İbn-i Mâce, Nikâh, 1/1846)<br />
<br />
27- “Âmâ'ya veya yol sorana yol göstermen, sadakadır. Güçsüz birine yardım etmen, sadakadır. Konuşmakta güçlük çekenin meramını ifade edivermen sadakadır.”<br />
<br />
(İbn Hanbel, V, 152, 169.)<br />
<br />
28- “Kimin bir kız çocuğu dünyaya gelir de onu toprağa gömmeden, horlamadan ve üzerine erkek çocuğunu tercih etmeden yetiştirecek olursa Allah Teâlâ o kimseyi cennetine koyacaktır.”<br />
<br />
(Ahmed, Müsned,(Tah: Muhammed Şakir, Had. no: 1957), c. IV, s. 294)<br />
<br />
29- "Allah'tan korkunuz; çocuklarınız arasında adaletli davranınız."<br />
<br />
(Müslim, Hibât 13)<br />
<br />
30- ''İslâm, güzel ahlâktır.''<br />
<br />
(Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225)<br />
<br />
31- ''Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.''<br />
<br />
(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)<br />
<br />
<br />
32- "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, sizden biriniz ben ona babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça iman etmiş olamaz."<br />
<br />
Buhârî, Sahih, İman, 8; Müslim, Sahih, İman, 69.<br />
<br />
33- "Ümmetimin içinden bana en şiddetli sevgisi olanlar, benden sonra gelip onlardan biri ehli ve malına karşılık beni görmek arzusunda olan insanlardır."<br />
<br />
Müslim, Sahih, Cennet, 4. H.No; 12.<br />
<br />
34- "Ümmetimin fesada uğradığı bir anda benim bir sünnetime yapışan için şehit sevabı vardır."<br />
<br />
El-Heysemi, Mecmeu'z-Zevâid, c.1. s.172.<br />
<br />
35- "Kim bana bir defa salavat-ı şerife okursa Allah Teala ona on salat eder."<br />
<br />
Müslim, Sahih, Salat, 17. H.No; 408.<br />
<br />
36- “Her kul öldüğü hal üzere dirilir.”<br />
<br />
[Müslim, Cennet 2878]<br />
<br />
37- “Ölüyü üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. İkisi geri döner; biri kalır: Ailesi ve malı geri döner; ameli ise kalır.”<br />
<br />
[Buhârî, Rikak, 11/315]<br />
<br />
38- “Namazda Fatiha suresini okumayan kimsenin namazı yoktur.”<br />
<br />
[Buhârî, Ezân 94; Müslim, Salât 34-37,( 394); Ebu Dâvud, Salât, 131-132 (822)]<br />
<br />
39- “Gücünüzün yettiği ibadeti yapın. Zira siz usanmadıkça Allah usanmaz.”<br />
<br />
[Buhârî Teheccüd 3/31; Müslim Müsafirin, 785]<br />
<br />
40- Alışveriş yapanlar meclisten ayrılmadıkları sürece muhayyerdirler. Eğer doğru konuşurlarsa alışverişlerinin bereketini görürler. Eğer bazı şeyleri saklarlarsa alışverişlerinin bereketi kaçar.”<br />
<br />
[Buhârî, Buyu’, 1532]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuran’ı Arapça Mı Okumak Gerekir?]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-kuran%E2%80%99i-arapca-mi-okumak-gerekir.html</link>
			<pubDate>Tue, 12 Jul 2022 20:15:33 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=12">YelisAkın</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-kuran%E2%80%99i-arapca-mi-okumak-gerekir.html</guid>
			<description><![CDATA[Kuran’ı Arapça Mı Okumak Gerekir?<br />
<br />
<br />
<br />
Allah tarafından bizlere gönderilmiş olan kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’dir. Yüzyıllardır insanlar bu kitabı okumaya, anlamaya ve içerisinde emredilmiş olan emirleri uygulamaya çalışırlar. Ancak herkes Arapça okumayı ne yazık ki bilmemektir. Bu durumda da yüzlerce hatta binlerce insanın kafasında “Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir?” sorusu dolanır durur. Bu konuda farklı kişiler tarafından söylenmiş olan pek çok bilgi vardır. Peki Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir? Mealinden okumanın herhangi bir sakıncası var mıdır? İşte konuyla ilgili merak ettiğiniz bütün detaylar!<br />
<br />
Kutsal Kitabımız Kuran’ı Arapça Mı Okumak Gerekir?<br />
Hepimiz Allah’ın bize verdiği nimetlere şükretmek adına bazı ibadetler yaparız. Kuran okumak; hem ruhu dinlendirmek hem bilgi edinmek hem de ibadet etmek için yapılan en güzel ve özel eylemlerden biridir. Allah yolunda yapılan her bir eylem ibadet niteliğinde sayılır. Kuran’ı Arapça ya da mealinden okumak da ibadet yerine geçer. Arapça okumayı bilen kişiler Kuran’ı Arapça olarak okumayı tercih ederler. Ancak Arapça okumayı bilmeyen kişiler mealini okumayı tercih ederler. Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir sorusu için evet ya da hayır şeklinde net bir cevap vermek doğru olmaz. Her birinin ayrı sevabı vardır tabii ki. Fakat bizlere Arapça olarak inmiş olan bu kutsal kitabı, yine kendi dilinden okumak daha güzel bir durumdur. Okuduklarımızı anlamak ise çok daha güzel bir durumdur.<br />
<br />
Allah hepimizden Kuran’ı okumanın yanı sıra onu anlamayı çalışmayı istemiştir. Bizlere anlatılan şeyleri düz bir yazı gibi okumak yerine anlayıp uygulamamamızı istemektedir. Ancak ne yazık ki bizler dünya telaşlarına kapılıp Kuran’a kafa yormayın çoğu zaman unutuyoruz. Bu konuda Kuran’ı Kerim’de buyurulmuş olan birkaç ayete değinelim dilerseniz.<br />
<br />
Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlar mı? Yoksa kalp*leri üzerinde kilitler mi vardır? (Muhammed, 47/24)<br />
<br />
Bu Kur’an, gerçekten en doğruya ve en sağlama ulaştırır. (İsrâ, 17/9)<br />
<br />
And olsun ki, biz Kur’an’ı, üzerinde dü*şünülsün diye kolaylaştırdık; ama hani dü*şü*nen? (Kamer, 54/17, 22, 32 ve 40)<br />
<br />
Kuran’ın Mealini Okumak Arapçanın Yerini Tutar Mı?<br />
Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir sorusuna net bir şekilde hayır demek mümkün değildir. Ancak net bir şekilde evet demek de doğru olmaz. Mealini okumakla Arapçasını okumak arasında bazı farklılıklar mevcuttur. İkisi birbirinin yerini tutmaz ne yazık ki. Kuran’ı Arapça olarak okumak, asıl diliyle okumak anlamına geldiği için asıl uygun görülenin bu olduğu düşünülür. Fakat okuduğumuzu anlamadığımız zaman bir anlamı olmaz. Sadece ibadet etmek ya da sevap kazanmak amacıyla okumuş oluruz. Oysa anlamını bildiğimiz zaman asıl amaca ulaşmış oluruz. Kuran’ı anlamak için Arapça bilmeyen genel olarak mealini okumayı tercih ederler. Ama ne kadar birebir yazılmış olsa dahi hiçbir meal, aslının yerini tutmaz. Arapçasından okuduğunuz zaman her bir harf için iki katı sevap işlenir. Fakat bizlere ne mesajlar verdiğini ve bizlerin doğru yaşam için neler yapmamız gerektiğini anlamamız adına mealini okumamız gerekir. Kuran’ı Kerim’in meali sadece Türkçe olarak piyasada bulunmaz. İngilizce gibi evrensel dillerde de mealleri mevcuttur. Bu sayede isteyen herkes Kuran’ın mealini rahatlıkla okuyabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
Kuran'ı Arapça Mı Okumak Gerekir<br />
<br />
Kuran’ı Nasıl Anlayabiliriz?<br />
Pek çok kişi Kuran’ı, Arapçasından okuduğu zaman anlayamamaktan yakınır. Günümüzde her şey artık eskiye oranla çok daha kolay ilerlemektedir. Yani dileyen kişi dilediği zaman yabancı bir dili rahatlıkla öğrenebilir. Yeri gelince bir işe kendimizi aldırabilmek için tonla para verip İngilizce kurslarına gidebiliyoruz. Fakat söz konusu Kuran’ı anlamak olunca biraz geriye çekiliyoruz. Peki ama neden?<br />
<br />
Bir Müslüman olarak Kuran’ı okumanın yanı sıra onu anlamak da gerekir. Diyelim ki Arapça öğrenecek fırsat yok. Kuran okumaktan vaz mı geçmemiz gerekir? Tabii ki hayır. Anlamasak dahi Kuran’ı okumamız en büyük görevlerimizden birisidir. Unutmayalım ki; Kuran’ı okumak – özellikle de Arapça okumak – her zaman en iyisidir. Meal okumanın da hayatınıza katacak pek çok faydası vardır. Ancak önceliğimiz her zaman Arapça olarak okumak olmalıdır. Çünkü Kuran’ı Arapçasından okumanın sevabı meale oranla çok daha fazladır.<br />
<br />
Namazda Mealini Okumak Uygun Olur Mu<br />
<br />
Namazda Mealini Okumak Uygun Olur Mu?<br />
Yukarıda bahsettiğimiz gibi Arapça ve meal okumak arasında bazı farklılıklar vardır. Bazı insanlar Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir sorusunun haricinde namazda mealini okusak olur mu sorusunu da sık sık araştırırlar. Namazda meal okunmaz. Anlamasak da bilmesek de namaz kılarken Kuran’ı Arapça olarak okumak zorundayız. Aksi takdirde namazımız kabul olmaz. Çünkü Kuran’ı Kerim bizlere Arapça olarak inmiştir. Asıl dili Arapçadır. Meali ya da tercümesi, Kuran yerine geçmemektedir. Bu nedenle her ne olursa olsun namaz kılma sırasında bütün duaları Arapça olarak okumamız gerekir.<br />
<br />
<br />
<br />
Bunun dışında günlük hayatınızda ibadet ederken Kuran okumak istediğiniz zaman mealini tercih edebilirsiniz. “Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir?” konusunda cevabınızı evet olarak tercih etmeniz daha doğru olur. Fakat meal okumanın da herhangi bir sakıncası yoktur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kuran’ı Arapça Mı Okumak Gerekir?<br />
<br />
<br />
<br />
Allah tarafından bizlere gönderilmiş olan kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’dir. Yüzyıllardır insanlar bu kitabı okumaya, anlamaya ve içerisinde emredilmiş olan emirleri uygulamaya çalışırlar. Ancak herkes Arapça okumayı ne yazık ki bilmemektir. Bu durumda da yüzlerce hatta binlerce insanın kafasında “Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir?” sorusu dolanır durur. Bu konuda farklı kişiler tarafından söylenmiş olan pek çok bilgi vardır. Peki Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir? Mealinden okumanın herhangi bir sakıncası var mıdır? İşte konuyla ilgili merak ettiğiniz bütün detaylar!<br />
<br />
Kutsal Kitabımız Kuran’ı Arapça Mı Okumak Gerekir?<br />
Hepimiz Allah’ın bize verdiği nimetlere şükretmek adına bazı ibadetler yaparız. Kuran okumak; hem ruhu dinlendirmek hem bilgi edinmek hem de ibadet etmek için yapılan en güzel ve özel eylemlerden biridir. Allah yolunda yapılan her bir eylem ibadet niteliğinde sayılır. Kuran’ı Arapça ya da mealinden okumak da ibadet yerine geçer. Arapça okumayı bilen kişiler Kuran’ı Arapça olarak okumayı tercih ederler. Ancak Arapça okumayı bilmeyen kişiler mealini okumayı tercih ederler. Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir sorusu için evet ya da hayır şeklinde net bir cevap vermek doğru olmaz. Her birinin ayrı sevabı vardır tabii ki. Fakat bizlere Arapça olarak inmiş olan bu kutsal kitabı, yine kendi dilinden okumak daha güzel bir durumdur. Okuduklarımızı anlamak ise çok daha güzel bir durumdur.<br />
<br />
Allah hepimizden Kuran’ı okumanın yanı sıra onu anlamayı çalışmayı istemiştir. Bizlere anlatılan şeyleri düz bir yazı gibi okumak yerine anlayıp uygulamamamızı istemektedir. Ancak ne yazık ki bizler dünya telaşlarına kapılıp Kuran’a kafa yormayın çoğu zaman unutuyoruz. Bu konuda Kuran’ı Kerim’de buyurulmuş olan birkaç ayete değinelim dilerseniz.<br />
<br />
Bunlar Kur’an üzerinde akıl yormazlar mı? Yoksa kalp*leri üzerinde kilitler mi vardır? (Muhammed, 47/24)<br />
<br />
Bu Kur’an, gerçekten en doğruya ve en sağlama ulaştırır. (İsrâ, 17/9)<br />
<br />
And olsun ki, biz Kur’an’ı, üzerinde dü*şünülsün diye kolaylaştırdık; ama hani dü*şü*nen? (Kamer, 54/17, 22, 32 ve 40)<br />
<br />
Kuran’ın Mealini Okumak Arapçanın Yerini Tutar Mı?<br />
Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir sorusuna net bir şekilde hayır demek mümkün değildir. Ancak net bir şekilde evet demek de doğru olmaz. Mealini okumakla Arapçasını okumak arasında bazı farklılıklar mevcuttur. İkisi birbirinin yerini tutmaz ne yazık ki. Kuran’ı Arapça olarak okumak, asıl diliyle okumak anlamına geldiği için asıl uygun görülenin bu olduğu düşünülür. Fakat okuduğumuzu anlamadığımız zaman bir anlamı olmaz. Sadece ibadet etmek ya da sevap kazanmak amacıyla okumuş oluruz. Oysa anlamını bildiğimiz zaman asıl amaca ulaşmış oluruz. Kuran’ı anlamak için Arapça bilmeyen genel olarak mealini okumayı tercih ederler. Ama ne kadar birebir yazılmış olsa dahi hiçbir meal, aslının yerini tutmaz. Arapçasından okuduğunuz zaman her bir harf için iki katı sevap işlenir. Fakat bizlere ne mesajlar verdiğini ve bizlerin doğru yaşam için neler yapmamız gerektiğini anlamamız adına mealini okumamız gerekir. Kuran’ı Kerim’in meali sadece Türkçe olarak piyasada bulunmaz. İngilizce gibi evrensel dillerde de mealleri mevcuttur. Bu sayede isteyen herkes Kuran’ın mealini rahatlıkla okuyabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
Kuran'ı Arapça Mı Okumak Gerekir<br />
<br />
Kuran’ı Nasıl Anlayabiliriz?<br />
Pek çok kişi Kuran’ı, Arapçasından okuduğu zaman anlayamamaktan yakınır. Günümüzde her şey artık eskiye oranla çok daha kolay ilerlemektedir. Yani dileyen kişi dilediği zaman yabancı bir dili rahatlıkla öğrenebilir. Yeri gelince bir işe kendimizi aldırabilmek için tonla para verip İngilizce kurslarına gidebiliyoruz. Fakat söz konusu Kuran’ı anlamak olunca biraz geriye çekiliyoruz. Peki ama neden?<br />
<br />
Bir Müslüman olarak Kuran’ı okumanın yanı sıra onu anlamak da gerekir. Diyelim ki Arapça öğrenecek fırsat yok. Kuran okumaktan vaz mı geçmemiz gerekir? Tabii ki hayır. Anlamasak dahi Kuran’ı okumamız en büyük görevlerimizden birisidir. Unutmayalım ki; Kuran’ı okumak – özellikle de Arapça okumak – her zaman en iyisidir. Meal okumanın da hayatınıza katacak pek çok faydası vardır. Ancak önceliğimiz her zaman Arapça olarak okumak olmalıdır. Çünkü Kuran’ı Arapçasından okumanın sevabı meale oranla çok daha fazladır.<br />
<br />
Namazda Mealini Okumak Uygun Olur Mu<br />
<br />
Namazda Mealini Okumak Uygun Olur Mu?<br />
Yukarıda bahsettiğimiz gibi Arapça ve meal okumak arasında bazı farklılıklar vardır. Bazı insanlar Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir sorusunun haricinde namazda mealini okusak olur mu sorusunu da sık sık araştırırlar. Namazda meal okunmaz. Anlamasak da bilmesek de namaz kılarken Kuran’ı Arapça olarak okumak zorundayız. Aksi takdirde namazımız kabul olmaz. Çünkü Kuran’ı Kerim bizlere Arapça olarak inmiştir. Asıl dili Arapçadır. Meali ya da tercümesi, Kuran yerine geçmemektedir. Bu nedenle her ne olursa olsun namaz kılma sırasında bütün duaları Arapça olarak okumamız gerekir.<br />
<br />
<br />
<br />
Bunun dışında günlük hayatınızda ibadet ederken Kuran okumak istediğiniz zaman mealini tercih edebilirsiniz. “Kuran’ı Arapça mı okumak gerekir?” konusunda cevabınızı evet olarak tercih etmeniz daha doğru olur. Fakat meal okumanın da herhangi bir sakıncası yoktur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günün Duası]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-g%C3%BCn%C3%BCn-duasi.html</link>
			<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 12:21:45 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=1">forumistan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-g%C3%BCn%C3%BCn-duasi.html</guid>
			<description><![CDATA[Günün Duası 22.06.2022<br />
<img src="https://i.pinimg.com/474x/25/f6/48/25f648d6445ed3dcea40bdbf837ac29f.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 25f648d6445ed3dcea40bdbf837ac29f.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Günün Duası 22.06.2022<br />
<img src="https://i.pinimg.com/474x/25/f6/48/25f648d6445ed3dcea40bdbf837ac29f.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 25f648d6445ed3dcea40bdbf837ac29f.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günün Hadis'i Şerif'i]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-g%C3%BCn%C3%BCn-hadis-i-serif-i.html</link>
			<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 13:14:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=1">forumistan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-g%C3%BCn%C3%BCn-hadis-i-serif-i.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://i.tmgrup.com.tr/fikriyat//album/2019/03/15/yol-gosterici-100-hadis-1552641452365.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: yol-gosterici-100-hadis-1552641452365.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://i.tmgrup.com.tr/fikriyat//album/2019/03/15/yol-gosterici-100-hadis-1552641452365.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: yol-gosterici-100-hadis-1552641452365.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günün Ayeti]]></title>
			<link>https://forumistan.net/konu-g%C3%BCn%C3%BCn-ayeti.html</link>
			<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 13:13:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://forumistan.net/member.php?action=profile&uid=1">forumistan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://forumistan.net/konu-g%C3%BCn%C3%BCn-ayeti.html</guid>
			<description><![CDATA[BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
<br />
Ayet<br />
Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız.<br />
(Nahl, 16/53)<br />
<br />
Hadis<br />
Allah'ın lâneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerinedir.<br />
(İbn Mâce, Ahkâm, 2)<br />
<br />
Dua<br />
Güzel ve bereket dilekleriyle dolu, ama bir o kadar yetersiz olan ve dilimizden düşürmediğimiz, vazgeçemediğimiz tüm övgülerle sana çokça hamdediyoruz ey Rabbimiz!<br />
(Buhârî, Et'ıme,54)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM<br />
<br />
Ayet<br />
Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız.<br />
(Nahl, 16/53)<br />
<br />
Hadis<br />
Allah'ın lâneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerinedir.<br />
(İbn Mâce, Ahkâm, 2)<br />
<br />
Dua<br />
Güzel ve bereket dilekleriyle dolu, ama bir o kadar yetersiz olan ve dilimizden düşürmediğimiz, vazgeçemediğimiz tüm övgülerle sana çokça hamdediyoruz ey Rabbimiz!<br />
(Buhârî, Et'ıme,54)]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>