Anasayfa

Sohbet

Üyelerimiz

İletişim


Subject İnformation
Author forumistan Replies 0
Share Views 30
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yeni Adana Gazetesinin Hikayesi
#1
Yüz Yıllık Bir Gazetenin Öyküsü...

Birinci Dünya Savaşı ardından 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalanmıştı.  Mütareke şartlarına göre, ordu kayıtsız- şartsız dağıtılacak ve müttefik devletler ülkemizin istedikleri yerine çıkartma yapıp işgal edebileceklerdi.
Mersin limanında işgal gemilerinden inen Fransız askerleri şehrin caddelerinde resmi geçit yapıyor ve vilayet binasından Fransız bayrakları sallandırılıyordu, Adana işgal altındaydı.
Kapkara günler yaşanıyordu. Ne düzenli bir ordu kalmıştı, ne de silah… Tek bir şey vardı; umut ve vatan sevgisi…
İşte bu günlerde Ahmet Remzi bey halka umut olmak, işgale karşı bilinçlendirmek için bir gazete çıkartmaya karar verdi. 25 Aralık 1918’de, Adana’nın işgalinden beş gün sonra yayın hayatına başladı Adana Gazetesi.
İlk üç sayıdan sonra, Fransız İşgal Kuvvetleri tarafından milli mücadeleye destek verdiği için kapatıldı. Ahmet Remzi Bey yılmadı, valilikten izin alarak yeni bir gazete çıkartmaya başladı.
Adı: Yeni Adana Gazetesi.
Ancak 8. Sayıda gazeteyi beraber çıkarttıkları arkadaşı Avni beyin “Kanuna Hürmet” başlığı ile işgal güçlerinin yaptığı kanunsuzlukları eleştiren yazısı sonrası matbaaları Fransız askerlerince basıldı ve tüm makinelere ve gazeteye el konuldu. Matbaa sahibi Emin bey ile, yazıyı yazan Avni bey tutuklandı, Ahmet Remzi bey hakkında ise idam kararı çıktı. 
Ahmet Remzi bey için esas mücadele şimdi başlamıştı. Hemen şehirden kaçarak, önce Kayseri’ye gitti. Bir gazete çıkartmaya çalışsa da Adana’dan uzaklaştığı için istediği etkiyi yapamıyordu. Adana’ya yakın olmalı, basılan gazeteleri gizlice şehre sokup dağıtarak milli mücadeleye katkı sağlamalıydı. Baskı makinesini sırtına alıp Adana’nın Karaisalı İstasyonuna gelerek gazetesini basmaya karar verdi. Tren vagonuna matbaa kurdu.
Haksız ve zalim işgale karşı, tren vagonunda basılan Yeni Adana Gazetesi “İşgale direnin!” diye feryat ediyordu. Milli mücadele haberlerini yayıyor, halkı birliğe çağırıyordu.
Torosların eteklerindeki bir istasyonda bekleyen vagonun içinde yayına hazırlanan gazetenin harfleri, manevra yapan diğer vagonların sarsmasıyla her seferinde yerlere dökülüyordu. Tekrar toplanıyor, tekrar diziliyordu harfler. Gazeteyi çıkartmaya çalışanlar en sonunda istasyonun gar memuruna gidiyorlar; gazeteyi yetiştirmemiz lazım, böyle her manevrada bizim vagona toslarsanız bu iş yetişmez diyorlar. Bunun üzerine kör bir hatta çekiliyordu vagon.
Bir gün istasyona geliyorlar ki bütün vagonlar gitmiş, matbaa vagon da yok, kör hat bomboş… Hemen gar memuruna koşuyorlar. Matbaamız nereye gitti? Gar memuru; yukarılar Kuvayı Milliye’nin eline geçti. Pozantı’ya doğru çıkıyorlarmış. Gece emir geldi, bütün vagonları Belemedik İstasyonuna götürdüler.
Hemen vagonun olduğu Belemedik istasyonuna gidiyorlar. Vagonun içine çeki düzen verip yeni gazeteyi basmak için tekrar hazırlıklara başlıyorlar. Yalnız bu baskıda, gazetenin logosunun yanındaki bölümde bir de değişiklik yapıyorlar.
Gazete İdarehanesi: Karaisalı – Belemedik İstasyonu.
Çaresi yoktu. Vagon nereye giderse gazetenin yönetim yeri orası olacaktı.
Birkaç gün sonra Pozantı da Fransızlar’ın elinden kurtarıldı. Vagon Pozantı’ya doğru yola çıktı. Bunca taşınmaya matbaa mı dayanır? Artık pedal makinesi çalışmıyordu. Gazeteyi basamaz duruma gelmişlerdi.
Haber salınınca, Mücellit Ali Efendi birkaç gün içinde Pozantı’ya geldi. Hemen işe koyuldu. Elinde mermer taş durmadan uğraşıyordu. İzleyenler merak ettiler.
-Sordular; Ali Efendi ne olacak bu mermer taşı?
-Ali Efendi; Başka çare mi var? İki yanına yivler açacağız. Sayfanın kalıbını bunun üzerine sımsıkı bağlayacağız. Nemli kağıdı üzerine yerleştireceğiz ve merdane ile üzerinden geçeceğiz. Yazılar da kağıda çıkacak.
-Ya gazetenin öbür yüzü?
-Bekleyeceğiz. Bir yüzdeki mürekkepler kurusun sonra yine kağıtları ıslak bezler arasında tava alacağız ve ikinci yüzünü basacağız. Haftada iki kere basılmayacak mı gazete? Yetişir.
Biraz kağıt vardı ama mürekkep yoktu. Ama buna aldırmıyordu Ali Efendi. “Tasanız o olsun. Etraf orman, her yer çıra. Sobalar sabah akşam gürül gürül yanıyor. Borular kurumdan tıkanıyor. Bana bir de bezir yağı bulun gerisine karışmayın” diyordu.
İstasyondaki vagon matbaada, baca kurumundan mürekkebiyle, kağıt yokluğundan helva kağıtlarına basılan Yeni Adana Gazetesi Pozantı’daki ilk sayısını da böylece çıkartmış oluyordu.

Gazeteye haber toplamak, yazar kadrosu oluşturmak,  gazeteyi Adana’ya sokup dağıtmak öyle kolay işler değildir. İşte bu gazete Ahmet Remzi beyin Yeni Adana’sıdır.
Fransız işgaline karşı çıkan, tüm halkın tek umut ve haber kaynağı, Toroslar'ın eteklerinde basılan, kente gizlice sokulup dağıtılan özgürlük, bağımsızlık diye bağıran gazete...
Karaisalı Kelebek İstasyonundaki vagonda 9. Sayı, Belemedik İstasyonunda 10-11-12. Sayı ve Pozantı’nın elimize geçmesi ile 186. Sayıya kadar Pozantı’da çıktı gazete. Gazetenin yazı kadrosu, o sırada cepheden dönen yedek subaylarla daha da güçlendi.
1921 yılında Ahmet Remzi, Pozantı'dan Adana'ya geçti ve yaşadığı sürece gazetesini Cumartesi günleri hariç her gün düzenli olarak yayınladı. Fransız askerlerinin gemilerine binip, geldikleri gibi gittikleri günü gazetesinin manşetinden verdi. Harf devriminden 2 ay 21 gün sonra yeni Türk harfleriyle çıkan ilk gazetelerden biri oldu.

Zaman içinde adeta bir basın okulu oldu; birçok gazeteci, yazar ve şair yetiştirdi.  Fazıl Hüsnü Dağlarca, Yeni Adana adlı şiirinde şöyle der;
[Resim: 1021524609768.jpg]

Yazının ayağa kalktığı
Gazete olduğu Adana´da
Bu sese dayanamamıştır saldırgan
Susmuştur çabucak…

Yeni Adana Gazetesi, 1965 yılında New York’da “Dünya Basın Başarı Ödülü”nü, 1996 yılında “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Ödülü”nü, 2015’de ise “Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Özel Ödülü”nü aldı.
“Dünya Basın Başarı Ödülü” töreninde ödülü veren Arjantinli Gazeteci; bir gazetenin büyüklüğü sayfalarının adediyle veya tirajı ile ölçülemez, bir ruha ihtiyacı vardır. Size bu ruhu taşıyan bir gazeteyi takdim ediyorum demiştir.

Kurtuluş Savaşı sırasında milli mücadele ruhuyla Çukurova Cephesinin sesi haline gelen, yayın hayatına bir vagonda başlayan gazete, Adana’da yüz yıldır çıkmaya devam etmektedir ve ülkemizin hala yayınlanan en eski gazetesidir.
Bul
Cevapla




Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi