Anasayfa

Sohbet

Üyelerimiz

İletişim


Subject İnformation
Author derya Replies 0
Share Views 22
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kabullenme Enerjisi
#1
Kabullenme Enerjisi

Senden daha iyilerini gördükçe ne zamana kadar özenti sarmalında bunalıma gireceksin?

Kendini olduğu gibi kabul etmek hayatın en büyük zaferidir. Bu zafer içsel barış, dışsal başarı ve mutluluğun kapılarını açar.

Bu yazıda, kendini başkalarıyla kıyaslamanın olası olumsuz etkileri ve bu durumdan nasıl çıkılabileceği üzerine fikirler sunulmaktadır. Çıkış yolu olarak kendini kabullenmenin önemi vurgulanmakta, getirileri belirtilmektedir. Ayrıca, ilgili bilimsel ve spirituel yaklaşımlardan örnekler sunulmakta, kendini kabullenmeyi pekiştirmek için bazı uygulamalar önerilmektedir. Yazının, okuyuculara özgünlüklerini keşfetme ve yaşama konusunda ilham vermesi umulmaktadır.

Karşılaştırma ve Onay Arayışı
Hayatın acılardan tatlılardan, sevinçlerden kederlerden, başarılardan başarısızlıklardan, galibiyetlerden yenilgilerden…oluşan çeşnisinde elbette hepimizin farklı bir tadı vardır. Bu çeşnide kendimizi başkalarıyla karşılaştırarak şüpheye düşmek ve yetersizlik sarmalına hapsolmak kolaydır. Onay aramak ve hâlimizi etrafımızdakilere göre ölçmek insan doğasında vardır. Ancak, bu sürekli karşılaştırma amansız bir depresyon ve tatminsizlik döngüsüne yol açabilir.

İnsanların kendilerini geniş kitlelere, göstermek istediği şekilde tanıtması günümüz dünyasında kolay ve yaygındır. Sosyal medyada acı ve kederlerin arasından özenle seçilmiş gülümseyen mutlu sahnelerin arkasında nelerin olduğunu bilemeyiz. Bazıları için başarıların zahmetsiz, hayatın toz pembe olduğu yanılgısının vereceği ıstırabı bir düşünün!

Gerçek şu ki, karşılaştırma döngüsü, kendi özgün, benzersiz güçlerimizi, yeteneklerimizi ve başarılarımızı fark etmemizi engelliyor. Gözümüzü kör eden, hayatımızın güzelliğini ve zenginliğini örten bir perde oluyor. Asla bitmek tükenmek bilmeyen dış onay açlığını daima artıran bir hastalık hâlini alıyor.

Jale, sosyal medyada arkadaşlarının fotoğraflarına bakarken kendini onlarla karşılaştırmadan edemiyor. Herkesin tatillerde çekilmiş mutlu fotoğrafları, başarılarla dolu hikâyeleri, mutlu aile tabloları var. Arkadaşlarının kendisinden çok daha ileri düzeyde özel yetenekleri, ilgi çekici hobileri ve heyecan verici yaşam tarzları olduğunu düşünüyor. Ve hemen ardından “Keşke ben de…” diye başlayan özenti sarmalına düşüyor.

Oysa, Jale iyi yemekler yapıyor, yakın çevresinde seviliyor, etrafa güzelliğiyle, şakalarıyla, esprileriyle neşe saçıyor. Yaratıcı fantezi ve düşünceleriyle harika hikâyeler, fıkralar anlatıyor. Çiçekler konusunda bir uzman. Pek çok nadir çiçek hakkında bilgi sahibi. Komşuları onun evindeki çiçeklere hayran kalıyor. Güçlü bir empati yeteneği var. Yüz yüze konuştuğu insanları hemen çözüyor, gerektiğinde onlara sırdaş ve destek oluyor. İş hayatında da başarılı, kendine yeten bir insan Jale.

Ama o, sahip olduğu güzellikleri küçümsüyor. Çünkü bu güzellikler, başkalarının yanında gözüne yeterince parlak görünmüyor. Kendi yeteneklerini, başarılarını, mutluluğunu başkalarıyla kıyaslama ve özenti yüzünden fark edemiyor.

Özenti Sarmalından Kurtulmak
Bu sarmaldan kurtulmak bir zihniyet değişikliği gerektirir. Perspektifi, bakış açısını, istikameti değiştirmek… Dışarıdan içeriye dönmek… Başkalarına değil kendimize odaklanmak… Herkesin kendine göre güçlü ve zayıf tarafları olduğunu ve mükemmel insan diye bir şey olmadığını hatırlamak… Ve kendimizi olduğu gibi kabul etmek, benimsemek…


Özgünlüğünüzü kucaklayın, özgür olun...
Başkalarının manyetik alanından çıkın. Onlar gibi olacağım diyerek onlara benzemeye çalışmayın. Kendi eşsizliğinizi, sizi özel kılan şeyleri terk etmeyin. Enerjinizi boş yere heba etmeyin. Benzersizliğinizde yaşayın, yükselin. Özenti döngüsünde harcadığınız enerjiyi kendi yolculuğunuzda kullanın. Potansiyelinizi ve hedeflerinizi kucaklayın, kendinizi gerçekleştirin. Gerçek mutluluk ve başarı, başkalarıyla kıyaslamaktan değil içeriden, kendinizden gelecektir.

Kendini olduğu gibi kabul etmek hayatın en büyük zaferidir. Bu zafer içsel barış, dışsal başarı ve mutluluğun kapılarını açar.

Bir zamanlar Tyltyl ve Mytyl adında iki küçük çocuk, uçsuz bucaksız bir ormanın hemen yanında bir kulübede, yoksul bir oduncu  ailede doğmuştu. Zaman zaman başkalarına özenerek hâllerinden şikayetçi oluyorlardı. Bir yılbaşı gecesi, yaşlı bir peri onlara mutluluğa Mavi Kuşu bularak ulaşacaklarını söyler. Ve onları Mavi Kuşu aramak üzere uzak diyarlara götürür. Geçmişe giderler, bulamazlar. Geleceğe giderler, bulamazlar. Lüks ve zenginlik diyarlarında yaşarlar, orada da bulamazlar. Daha birçok zorlu maceradan sonra yorgun argın eve döndüklerinde bir de bakarlar ki meğer evlerinde kafeste besledikleri kuş, Mavi Kuşmuş. Bunu anladıkları anda mutluluğu yakalarlar. Artık onlar kendi mutluluklarını başkalarına da yaşatarak mutlu olurlar (Maeterlinck, 2020).

Maurice Maeterlinck, 1908 yılında yazdığı bu meşhur çocuk oyununda kendini kabul etmenin önemini ve güzelliğini ne de güzel açıklamış!..

Kendini Kabullenmenin Güzellikleri
Hepimiz, iyi ile kötünün, doğruyla yanlışın, haklıyla haksızın birbirine karıştığı özelliklerimiz ile varlığımızı sürdürürüz. Kusursuz olmak için ne kadar çaba göstersek de bir yerlerde tıkanırız. Çünkü insanlar melek değildir. Mükemmellik bir ufuktur ve daima uzakta kalacaktır. Hayatın bu gerçeğini anlayıp kendimizi olduğu gibi kabul ettiğimizde sanki omuzlarımızdan büyük bir yük kalkmış gibi hissederiz.

Böyle bir kabullenme hayatımıza pek çok güzellikler getirir.

Birincisi, psikolojik sağlığımıza iyi gelir. Stres, kaygı, depresyon veya kendini küçük hissetme gibi önemli rahatsızlıklardan korunuruz.

Zorluklarla karşılaştığımızda yüksek özgüvenle onların üstesinden gelmemiz kolaylaşır. Çünkü, hatalarımıza ve noksanlarımıza takılıp kalmayız. Başaracağımıza inanarak çözüme odaklanır ve o yolda yürürüz. Kendimizi sürekli hırpalamadığımız için kalıpların dışında düşünür, gerekirse yeni alternatifler üretiriz.

Kabullenme, aynı zamanda daha iyi ilişkiler kurmamızı sağlar. Kendimizi kusurlarımızla birlikte kabul ettiğimiz için başkalarının kusurlarını da anlayışla karşılarız. Bu tavırla, insanlar üzerinde olumlu hisler uyandırırız. Daha sıcak ve tatminkâr ilişkilerin kapısını açarız.

Kabullenme, sağlığımıza bile iyi gelir. Kendini kabul eden insanların hasta olma olasılığının daha düşük olduğunu ortaya çıkaran araştırma sonuçları vardır (Gregg, 2013).

Kabullenme, zihinsel ve fiziksel refahımızı geliştirerek daha anlamlı bir yaşam sunar.

İlgili Kuram ve Yöntemler
Kabullenmenin iyi bir ruh hâli sağlamada kritik bir basamak olduğunu bazı psikoterapi kuramları ve spirituel öğretiler vurgulamıştır. Bunlardan iki örnek vereyim.

1980’lerin sonunda Steven C. Hayes tarafından geliştirilen Kabul ve Kararlılık Terapisi-KKT (Acceptance and Commitment Therapy-ACT), kişinin iyisiyle kötüsüyle tüm duygularını, zorlayıcı düşüncelerini olduğu gibi kabul etmesi adımı ile başlayan bir terapi uygulamasıdır. Bu kuramdan hareketle Russ Harris tarafından yazılan Mutluluk Tuzağı (The Happiness Trap) kitabında, kendini kabul etmeyerek başlayan mutluluk arayışının nasıl bir tuzak hâline geldiği betimlenir. Kendini kabul etmeyi sağlamanın yolları anlatılır. Stres, kaygı, güvensizlik, acı veren duygu ve düşünceler, zararlı alışkanlıklalar gibi olumsuzluklardan kurtulup zengin, dolu ve anlamlı bir hayat için kabullenmenin ne kadar önemli olduğu vurgulanır. Kitapta, spirituel öğretilerin temelini oluşturan Farkındalık Meditasyonu pratiklerinin sunulması, bir terapi tekniği olarak önerilmesi dikkat çekicidir.

Tesadüfi Atanmış Kontrollü Deneyler (Randomized Controlled Trials-RCT) yöntemiyle gerçekleştirilen 12bin 477 kişilik grubun meta-analiz araştırma sonuçları, Kabul ve Kararlılık Terapisinin-KKT anksiyete, depresyon, madde kullanımı gibi çeşitli durumların semptomlarının azaltılmasında etkili bir yöntem olduğunu göstermiştir. Genel etki büyüklüklerinin küçük ilâ orta düzeyde olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte, terapi her birey için aynı olumlu etkiyi göstermeyebilir (Gloster et al, 2020). KKT'nin olumlu etkilerini kanıtlayan başka araştırmalar da vardır.


E-Kitap, Google Play Kitaplarda
Kabullenmenin önemini vurgulayan diğer bir yöntem, Jon Kabat-Zinn'in geliştirdiği Farkındalık Temelli Stres Azaltma (Mindfulness-Based Stress Reduction-MBSR) programıdır. Farkındalık meditasyonu, programın temelini oluşturmaktadır. Meditasyonda,  duyguları, düşünceleri her ne olurlarsa olsunlar yargısız izlemek, kendini bütün olarak anda hissetmek ve kabul etmek esastır.

Kabat-Zinn et al. (1985),  Farkındalık meditasyonunun uygulandığı 10 haftalık Stres Azaltma ve Rahatlama Programında, kronik ağrı çeken 90 hasta üzerinde yaptığı bir araştırma ile bu kişilerin stres ve ruh hâlleri üzerindeki değişimi incelemiştir. Veriler, psikolojik testler ve fizyolojik ölçümler kullanılarak elde edilmiştir. Farkındalık meditasyonu uygulayan kişilerin anksiyete ve depresyon dahil olmak üzere genel ruh hâli bozukluklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar gözlenmiştir. Bu programın olumlu psikolojik etkilerini kanıtlayan başka araştırmalar da vardır.

Uygulama Önerileri
Bazen, hayatın karmaşasında kendimizi kaybeder, özenti sarmalına kapılırız. Özgünlüğümüzü kabul etmekte zorlanırız. Bu sarmaldan sıyrılmak, içe dönük bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız, işte size bazı öneriler:

Küçükten büyüğe her başarınızı kutlayın. Yaptığınız her işin, hissettiğiniz her duygunun ve düşündüğünüz her fikrin kıymetini bilin. Hatalarınız bile, aldığınız dersler ve kat ettiğiniz gelişim yolu için birer madalya gibi parlasın göğsünüzde. Bazen, basit bir tahta kaşık bile ne kadar çok sevgi taşıdığını, ne kadar değerli olduğunu hatırlatır bize. Bu sevgiyle dolu anlarda, gururun en saf halini hissedin.

Kendinize Zaman Ayırın. Hayatın hızına kapılmışken, durun ve bir köşeye çekilin. Kendinize odaklanın. Günlük telaş içinde gözden kaçırdığınız, sahip olduğunuz her şeyi düşünün. Onları yazın, tasvir edin. Ve bu düşüncelerin uyandırdığı hisleri, tüm varlığınızla yaşayın.

Yürüyüşle meditasyonu birleştirin. Yürüyüş yapmak, zihni takıntılı düşüncelerden arındırmada birebirdir. Yeşil bir alana erişiminiz olmasa bile, spor kıyafetlerinizi giyin ve şehrin sokaklarında adımlayın. Her adımınızda, dikkatinizi iç dünyanıza çevirin ve kendinizi, varlığınızın her zerresini hissedin, kendinizi kabul edin, benimseyin.

Özet ve Sonuç
Yazıda, karşılaştırma ve özenti sarmalını irdeledim. Günümüz sosyal medya çağında insanların bu yüzden nasıl memnuniyetsizlikler yaşayabildiğini anlattım. Sarmalın depresyon ve mutsuzluğa yol açabildiğini, başarılarımızı, yeteneklerimizi ve potansiyelimizi görmemizi engelleyebildiğini belirttim.

Çıkış çaresi olarak kendimizi ve özgünlüğümüzü kabullenmeyi, benimsemeyi, amaçlarımıza ve potansiyelimize yönelmeyi önerdim. Kendini kabullenmenin getirilerini özetledim. İlgili bazı terapi kuram ve yöntemlerini belirttim, araştırma sonuçlarından örnekler verdim.

Jale örneği ile sarmala nasıl kapıldığımızı, Mavi Kuş örneği ile yönümüzün hangi taraf olması gerektiğini vurguladım. Meselenin dışarıdan, başkalarından değil içeriden, kendimizden çözüleceğini belirttim.

İstikamet değişikliğine destek olacak bazı uygulama önerilerinde bulundum.

Unutmayın!.. Kendini kabullenme sizi pasif ve kaderci yapmaz. Aksine, ayaklarınızı gerçeğin sağlam zeminine bastırır, yüksek enerji şarj eder. Kabullenme bir avantajdır.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür eder, mutlu, özgür, özgün günler dilerim…

Kaynaklar
Bernard, M. E. (2013). The strength of Self-Acceptance. In Springer eBooks. https://doi.org/10.1007/978-1-4614-6806-6

Gloster, A. T., Walder, N., Levin, M. E., Twohig, M. P., & Karekla, M. (2020). The empirical status of acceptance and commitment therapy: A review of meta-analyses. Journal of Contextual Behavioral Science, 18, 181–192. https://doi.org/10.1016/j.jcbs.2020.09.009

Gregg, J. (2013). Self-Acceptance and chronic illness. In Springer eBooks (pp. 247–262). https://doi.org/10.1007/978-1-4614-6806-6_14

Harris, R. (2013). The happiness trap: Stop Struggling, Start Living. Exisle Publishing.

Kabat-Zinn, J. (2016). Wherever you go, there you are: Mindfulness meditation for everyday life. Hachette UK.

Kabat-Zinn, J., Lipworth, L., & Burney, R. (1985). The clinical use of mindfulness meditation for the self-regulation of chronic pain. Journal of Behavioral Medicine, 8(2), 163–190. https://doi.org/10.1007/bf00845519

Maeterlinck, M. (2020). Mavi kuş. (Çev. A. Çevik). Kapra Yayıncılık.

ScienceDirect. (n.d.). Randomized Controlled Trial. Retrieved April 28, 2024, from https://www.sciencedirect.com/topics/med...lled-trial
Bul
Cevapla




Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi